MİLLÎ MÜCADELEDE MANEVİ MİMARLAR OLARAK ÖNE ÇIKANLAR

MİLLÎ MÜCADELEDE MANEVİ MİMARLAR OLARAK ÖNE ÇIKANLAR


* İSTİKLAL SAVAŞI kolay kazanılmadı. Mustafa Kemal ve silah arkadaşları, millî mücadele hareketini Ankara merkezli yürütmüş, bu şehrin ahlak mimarı sayılan Hacı Bayram-ı Velî kültürünün etrafında oluşturmuştur. Bu nedenledir ki, İstiklal mücadelesinin başlangıç noktasından sonuna kadar Ankaralıların ve Ankara’nın rolü büyük olmuştur.

    Millî Mücadele’de Ankara Hacı Bayram-ı Velî Camii çevresinde oluşan kültürel zeminin rolü büyük olmuştur. Mustafa Kemal ve silah arkadaşları, millî mücadele hareketini Ankara merkezli yürütmüş, bu şehrin ahlak mimarı sayılan Hacı Bayram-ı Velî (öl. 1429) kültürünün etrafında oluşturmuştur.

   Ülkenin her bölgesinde millî mücadeleye verilen destek akabinde sonuca doğru yaklaşılırken Ankara’da Mustafa Kemal için özel kurulan Seymen Alayı (Sekbân) arkasında tam kadro birçok Mevlevî, Sa’dî, Rifâî, Kâdirî, Nakşî, Hacı Bayram-ı Velî’nin meşrebine müntesip yetişmiş öğrenciler yer almıştır.

 Bu şehirde o dönem en çok talebeye  sahip Nakşîler, üstatları Topçu Şeyh Efendi ile birlikte Sa’dilerin hocası ve diğerlerinin önünde yürümüşlerdir. Samanpazarı’nda Muharrem Efendi, şöyle bir aktarımda bulunur: “Mustafa Kemal, Sivas Kongresi’nden Ankara’ya gelirken karşılamaya çıkmıştık. Taceddin ve Hacı Bayram sancaklarını aldık. İçimizden iki güzel sesli öğrenci de M. Kemal Paşa’nın otomobili görülünce, Dikmen tepelerinde sala verdi. Diğerleri de  başka tepelerden ezan okudular”.

Millî Mücadele’nin tamamlayıcı unsuru yeni meclis de bir Cuma günü, Hacı Bayrâm Camii’nde kılınan namaz akabinde küşat edilmiştir. Heyeti temsiliyye adına Mustafa Kemal imzasıyla 23 Nisan 1920’de altı maddelik bir bildiri yayımlanmıştır. Cemal Kutay, “BMM’nin 23 Nisan Cuma günü açılacağını beyanla bu günün hayırlılığından faydalanma, Hacı Bayram-ı Velî Camii’nde Cuma namazı kılınırken, Kur’ân ve salata sığınılacağı, namazdan sonra lihye ve Sancak-ı Şerif alınarak meclise gidileceğini” nakleder.

Buradan da anlaşılacağı üzere Mustafa Kemal, kurulacak yeni hükümet sistemine manevi bir ruh katmak istemiş ve halkın büyük teveccüh gösterdiği din ve dinin yaşam şekli öğelerine yer vermiştir. Bu cümleden olmak üzere ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Şemseddin Efendi, Servet Efendi, Mazlum Baba, Cemaleddin Çelebi, Abdülhalim Çelebi gibi pek çok zevatın görevlendirilmesi bunu teyit etmektedir. Keza bu mecliste Gazi’nin iki yardımcısından biri Cemaleddin Efendi, diğeri Abdülhalim Efendi’dir.

Millî Mücadele’yi destekleyen toplumun ahlaki gelişimine katkı sağlayan gönül dilini kullanan eğitimci hocalarını sadece savaşlara iştirak etmekle sınırlı kalmamışlardır. Bu zatlar aynı zamanda mücadelenin meşrûiyyet kazanmasında halkı motive etmiş, etkili vaazlar, sohbetler yaparak, dini cemiyetler tertip ederek topluma ümit aşılamış, kısıtlı maddi kaynakları transferde, yeri geldiğinde padişah ile Ankara arasında bir nevi arabuluculuk görevi üstlenmişlerdir.

Yeni Meclis’in açılması ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında katkıları bulunan bu zevatın çok büyük bir kısmı belli bir menfaat, çıkar ilişkisi ve herhangi bir takdir ve taltif beklentisi içinde olmamışlardır. Bunların büyük bir kısmı taltif ve takdire ihtiyaç duymadıklarını bunu Allah rızası için yaptıklarını ifade etmişlerdir. Bazıları ise milletvekilliği teklifini kabul etmiş, yeni Cumhuriyet’in teşekkülünde, fikir ve düşünceleriyle yol göstermek istemişlerdir.

Atatürk, zamanın şartları doğrultusunda pek çok seçkin ileri gelen ilim adamlarıyla mektuplaşmış, ihtiyaç olduğunda onları yerlerinde bizzat ziyaret etmiştir.

Milli mücadelede yukarıdaki isimleri geçen zevatın dışında Fevzi Çakmak, Kazım Karabekir gibi büyük askeri dehaları da hayırla yad etmek hepimizin vatani bir görevidir.

Google+ WhatsApp