MANSUR YAVAŞ’IN DA KATILDIĞI ANKARA PLATFORMU TOPLANTISININ YANKILARI DEVAM EDİYOR

MANSUR YAVAŞ’IN DA KATILDIĞI ANKARA PLATFORMU TOPLANTISININ YANKILARI DEVAM EDİYOR

* Altı eski bakan, 7 milletvekili, vali, 2 paşa, 15 bürokrat, 33 Sivil Toplum Kuruluşu Lideri, onlarca ilim ve irfan adamı, bir o kadar şair-yazar ve en önemlisi her biri birbirinden özel, halkın içinden süzülerek-seçilerek davet edilmiş Ankara Platformuna dahil gönül adamlarının iştirak ettiği toplantıya katılanların % 41 ‘inin kadın olması takdire şayandı.

     * Bu arada toplantıya iştirak eden katılımcıların adeta Türkiye’nin mozayiğini oluşturmuş olması kıvanç duyulacak bir olgu idi; zira her görüş düşünceden insanlar vardı. Bunların partileri başka, hatta siyasi düşünceleri farklı olsa da aynı çatı altında toplanmış olmaları, birbirlerini sevmeleri saygı duymaları takdire şayandı.

     Kahvaltılı toplantının yapıldığı günden itibaren yazılıyor, dillendiriliyor ama  yine de eleştiri ve değerlendirmeler bitmek bilmiyor. Bunlardan birisi de Eğitimci, Şair -Yazar Ali Rıza Atasoy oldu. Buyurun sayın Atasoy’un konu ile ilgili değerlendirmesini birlikte okuyalım:

BİR KAHVALTI BULUŞMASINDAN YANSIYANLAR

         Ankara Meclisi Derneği ve Başkent Ankara Platformu Genel Başkanı Kızılcahamamlı hemşerimiz Gazeteci Yazar Mehmet Akyol’dan bir ileti aldım. 29 Eylül 2021 Çarşamba günü Ataköşk Otel salonunda gerçekleştirecekleri kahvaltı buluşması etkinliğine davet ediyordu. Belirtilen tarihte belirtilen yere varıp da salona girince içeride siyaset dünyasından, bürokrasiden, medyadan, sivil toplum kuruluşlarından, kültür sanat camiasından ve Ankaralı hemşerilerimizden olmak üzere birçok tanıdık sima olduğunu gördüm.

          Ben, Dünya Söz Akademisi Derneği Başkanı şair yazar halk bilimci Hayrettin İvgin hocayla aynı masaya oturmuştum. Önce masamızdaki davetlilerle selamlaştıktan sonra diğer masalardaki tanıdık dostlarımızla da başımızla selam vermek suretiyle merhabalaştık. Otel görevlilerini nezaketli bir şekilde servis hizmeti yaptığı nezih bir ortamda mükellef hazırlanmış sekiz on kişilik yuvarlak kahvaltı maslarında takriben yüz kadar davetli vardı. Her masadaki davetliler birbirleriyle öyle koyu sohbete dalmışlar ki bu manzara, pandemi sürecinde toplu etkinlik kısıtlamaları nedeniyle herkesin bu tür buluşmaları ve eş dost görüşmelerini ne kadar özlemiş olduğunun resmi gibiydi.

           Hayrettin İvgin hocayla ve masamızdaki diğer davetlilerle ülkemizdeki güncel gelişmeler, eğitim, kültür sanat gibi konularında konuşuyorduk. O esnada birden bütün gözler salonun giriş kapısına yöneldi. Buluşmayı organize eden Mehmet Akyol başkanın refakatinde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın sempatik bir şekilde gülümseyen bir yüzle içeri girdiğini gördük. Mansur başkan salona girince bütün masalara uğramak suretiyle pandemi sürecinde artık herkesin alıştığı tokalaşma biçimi olan yumruk tokuşturma usulüyle hepimizle tek tek selamlaştı ve bizlere "hoş geldiniz" dedi. İlk bakışta sıradan gibi gelen böyle bir ritüelin bile bir siyasetçinin insanların yüreğine dokunması bakımından ne kadar önemli bir detay olduğunun ayrımına vardım. O an “Salona girince doğrudan kendisine ayrılan yere gidip otursaydı sanırım insanlar üzerinde aynı etkiyi bırakmazdı” diye bir düşünce geçti içimden. Uğradığı masalarda bazı davetlilerle bir müddet ayaküstü sohbet ettikten sonra kendisine ayrılan masaya gidip oturdu. Oturduğu yer benim görüş açıma uygun düştüğü için bir taraftan kahvaltımı yaparken bir taraftan onu ve çevresindekileri izleme imkânı buldum. Mansur başkanın masasındakiler genelde siyaset dünyasındandı, şöyle bir baktım; bir partinin eski genel başkanı, eski bakanlar, eski valiler, eski belediye başkanları vardı. Yerine oturunca bir taraftan kahvaltısını yaparken diğer taraftan da masasındaki davetlilerle sohbet ediyordu.

          Kahvaltı buluşmasının ikinci bölümünde konuşmalar yapıldı, dilek ve temennilerde bulunuldu. Programın bu bölümünü de Mehmet Akyol başkan hem yönetti hem moderatörlük yaptı. Konuşmak için söz alanlar geçmişten günümüze siyaset dünyasında temayüz etmiş simalardı, konuşmacılar tek tek kürsüye gelip görüş ve önerilerini paylaştılar. En son olarak Mansur başkan mikrofona davet edildi. Cumhuriyetimizin başkenti Ankara’ya başkan seçilme süreciyle ilgili yaşadıklarına birkaç cümleyle değindikten sonra, bugüne kadar yaptıkları hizmetlerden ve geleceğe dair projelerinden söz ederek kısa bir analiz yaptı. Ankara Büyükşehir Belediyesinin tüm ihalelerinin açık ve şeffaf yapıldığını, bundan böyle de bu prensibin aynen devam edeceğini söylemesi davetlilerden büyük alkış aldı. Son söz olarak da seçim kampanyası sürecinde aleyhinde yürütülen bütün kampanyalara rağmen kendisine teveccüh gösterip oy veren ve Cumhuriyetimizin başkenti Ankara’ya belediye başkanı seçilmesini sağlayan kadirşinas Ankaralılara teşekkür ederek şükranlarını ifade etti.

          Davetliler arsında benim gibi yazı ve şiir sanatıyla ilgilenenler de vardı, bazı yazarlar ve şairler kendisine kitaplarını takdim ettiler. Ben de kurucu üyesi bulunduğum Dünya Yazarlar ve Aydınlar Derneği yayını olan “Şehitlere Adanmış Şiirler Antolojisi” kitabımızı takdim ederek, ayaküstü kısaca derneğimizin faaliyetlerinden ve kültür sanatla ilgili projelerimizden bahsettim. Memnuniyetini ifade ederek teşekkür etti. Kitap takdimi sırasında fotoğraf çektirmek aklıma gelmemişti, dolayısıyla kimseye de önceden fotoğrafımızı çekin diye tembihte bulunmamıştım. Ancak o esnada basın görevlileri ile programı organize eden sivil toplum kuruluşunun görevlendirdiği arkadaşlar fotoğraf çekiyorlardı. Ben sayın başkana kitabı takdim ederken kameralara arkamı dönmüş olacağım ki kendisi “Sayın hocam fotoğraf çekiyorlar objektiflere bakar mısınız?” diye uyarma gereği duydu. Hatta fotoğraf çekenlere de “Arkadaşlar bir daha çeker misiniz?” diyerek bir bakıma o anın resminin ortaya çıkmasını bizzat sağlamış oldu.

           Bu basit ayrıntıya şunun için değinme gereği duydum; söz konusu fotoğraf, program sonrası bana ulaştırılınca kısaca kahvaltı buluşmasından da söz ederek sayfamda paylaştım. Ancak görselin altına yapılan bazı yorumlardan “ak-siyah” yani “bizden-sizden” şablonuyla ülkemiz insanının giderek nasıl ayrışmış olduğunu bir kez anlamış oldum ki bu anlayışı kaygı verici bulduğumu özellikle belirtmek isterim. Sayın Mansur Yavaş, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına seçildiği günlerde Dünya Yazarlar ve Aydınlar Derneği Yönetim Kurulu olarak da makamında kendisine tebrik ziyaretinde bulunmuştuk. O zaman da memnuniyetini ifade ederek yönetim kurulundaki arkadaşlarımızı büyük bir içtenlikle karşılamıştı. Ben bahse konu bu kahvaltı buluşmasına hem bir Ankaralı olarak kendi adıma, hem de Dünya Yazarlar ve Aydınlar Derneği Genel Başkan Yardımcısı sıfatıyla derneğimizi temsilen katıldım.

      Geçmişte ülkemizin çeşitli yörelerinde eğitim yöneticisi olarak görev yaptım. Teşriki mesai içinde bulunduğumuz arkadaşlar iyi bilirler, benim siyasetçilerle ve özellikle belediye başkanlarıyla ilişkilerim öncelikle doğal insani ilişkiler boyutunda ve onların yöreye yaptıkları hizmetlerin kalitesiyle doğru orantılı olmuştur. Bu anlamda görev yaptığım yerlerde elimden geldiğince yerel yönetimlere eğitim ve kültür sanat alanlarında gönüllü danışmanlık yaptım. Aradan yıllar geçmesine rağmen halen zaman zaman görüştüğüm, dostane ilişkilerimi sürdürdüğüm ya da kültür sanatla ilgili görüş alışverişinde bulunduğum belediye başkanları ve siyasetçi dostlarımız var. Bunların hepsi tabi aynı siyasi partiden değiller, içlerinde dünya görüşlerimiz yüz seksen derece zıt olanlar var ama bu durum dostane ilişkilerimizi hiçbir zaman olumsuz etkilememiştir. O yüzden ben şahsen; bilhassa belediye başkanlarının ve milletvekillerinin seçildikten sonra parti amblemini bir tarafa bırakarak, o şehirde yaşayan herkesin başkanı ve vekili olması gerektiğine inananlardanım.

           Cumhuriyetimizin başkenti Ankara’nın belediye başkanlığı koltuğuna son yerel seçimle ilk kez Ankaralı birisi oturmuştur. Bu, biz Ankaralılar için çok önemlidir, bu yüzden Ankaralıların Ankaralı belediye başkanına sempati duyması kadar doğal ne olabilir! Şunu açık yüreklilikle belirtmek isterim ki bir hemşerimiz olarak Ankara’mızın gönüllerde taht kuran belediye başkanı Mansur başkanla aynı fotoğraf karesinde yer almak her Ankaralı gibi benim için de onur olur. Fakat ben bu nevi yorumlarda ülkemizde her fırsatta varlığını hissettiren, kendisi gibi düşünmeyenlere söz hakkı tanımayan zihniyetin Mansur başkanın önlenemez yükselişi karşısındaki panik havasını seziyorum. Seçildiği tarihten bugünlere kadar yapılan tüm kamuoyu araştırmalarında ve anketlerde olası Cumhurbaşkanı adayları sıralamasında Mansur başkan hep önde görünmektedir. Bu durum da ister istemez onun muhaliflerini telaşa sürüklemekte ve tedirgin etmektedir, bunu anlayabiliyor ve sezinleyebiliyoruz. Sanki bebek katili bölücü terör örgütü liderinin mektubunu Diyarbakır meydanında okutan ya da elinde Mehmetciğin, bebeklerin, kadınların, ihtiyarların kanı olan kendisi gibi terör elebaşısı kardeşini yerel seçim propagandaları döneminde devlet televizyonunda konuşturan Mansur başkanmış gibi, onu bölücü örgütün uzantısı olarak söylenen siyasi partiyle ilişkilendirmeye yeltenenlerin durumunu mezarlıktan geçerken ıslık çalanların haline benzetiyorum.

          Hem biz Ankaralıların Mansur başkana sempatisi Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığına seçildikten sonra başlamış değildir. Onu, biz Ankaralılar yıllar öncesinden bilhassa Beypazarı’nda yaptığı hizmetlerinden biliriz. O yıllarda görev yaptığım illerde ilçelerde Valilikler ve Belediyeler başta olmak üzere birçok kam kuruluşlarının Beypazarı Belediyesinin yaptığı çalışmaları yerinde inceleyerek kendi şehirlerine uyarlamak üzere raporlar hazırlamaları için heyetler gönderdiğini biliyorum. Yani Mansur başkan Beypazarı Belediye Başkanlığı döneminde de kentin kimliğini, tarihi dokusunu koruyarak geliştirip uyguladığı şehircilik projeleriyle ve yerelde istidam imkânı sağlayacak iş alanları oluşturulması girişimlerine öncülük edip destek vermesiyle diğer yerel yönetimlere ilham kaynağı olmuş,  başarılı çalışmalarıyla belediyecilik literatürüne geçmiş bir isimdir.

          Tabi bütün bu olanlarla birlikte özellikle at iznin kurt izine karıştığı şu günlerde ne yaparsan yap illaki bir eleştirenler, bir memnuniyetsizler grubu olacaktır, bunu da normal karşılıyoruz. Bilhassa hayatı kâbusa çeviren zorlu pandemi sürecinde Mansur başkanın Ankara’da yaptığı hizmetleri sıralamaya yerimiz kifayet etmez, bunları bizler yakından biliyoruz ve takip etmekteyiz. İkamet ettiğim semt itibariyle atölyelerini kapatmak zorunda kalan Siteler’deki ahşap sanayi imalatçısı küçük işletme sahiplerine, bakkal, berber, lokanta, kahvehane, pastane gibi pandemi kısıtlamaları nedeniyle ekmek kapılarına kilit vurmak zorunda kalan küçük esnafın hayatlarını idame ettirebilmeleri için yaptığı çalışmaları ve yardımları bileneler bilir.

       Netice itibariyle bahse konu kahvaltı buluşması Ankara’mız için, memleketimiz için hala herkesin yapabileceği bir şeyler olduğu göstermesi bakımından önemli bir etkinlik oldu. Böylesine anlamlı ve önemli bir buluşmaya öncülük eden Ankara Meclisi Derneği ve Başkent Ankara Platformu Genel Başkanı Gazeteci Yazar Mehmet Akyol hemşerimize ve emeği geçen herkese teşekkür diyoruz.

Google+ WhatsApp

Bu Yazı ve Haberle ilgili yorumunuz...