AHMET YESEVİ VE İSLAM DİNİNE VERDİĞİ HİZMETLER

AHMET YESEVİ VE İSLAM DİNİNE VERDİĞİ HİZMETLER


      *   Ahmet Yesevi Hz. Peygamberin tebliğ ettiği dini Kur’an ve hadis doğrultusunda yayılmasında en önemli rolü üstlenen; özellikle başta Horasan olmak üzere o diyarda İslam’da yaşanan her türlü mezhep farklılıklarını bir kenara bırakarak Allah’a iman ve Hz. Muhammed’e bağlılığın en önemli temsilcisi Ahmet Yesevi olmuştur. 

  Horasan’a İslam, birinci el kaynaklardan giderek orada İslam’ın yeniden filizlenip doğru şekilde yayılmasını sağlamıştır.

     Anadolu topraklarının madden fethedilmesinden ziyade manevi olarak Türk yurdu halinde getirilmesi, savaş meydanlarında mücadele etmek kadar zordu. Bir bölgenin dinini, kültürünü ve sosyal yapısını kökünden değiştirip İslam’la harmanlamak Orta Asya’nın manevi savaşçılarına düşen zorlu bir görevdi. Türkler İslam’la tanışıp Müslüman olduktan sonra İslam’ın en güçlü temsilcisi haline gelirler. Gittikleri yerlere dinlerini öğretip çok uzak diyarlara dahi İslam’ın ulaşmasına vesile oldular. Anadolu ise Türklerin akınlarıyla birlikte dervişlerin yüzyıllarca ilmek ilmek işleyerek İslamlaştırdığı en önemli bölgelerden biridir. Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşması, Hoca Ahmet Yesevi’nin Horosan’da yetiştirdiği ardından ‘destur de yola revan ol’ diyerek Anadolu’ya gönderdiği gönül sultanlarıyla gerçekleşir. Ahmet Yesevi, İslam dinini müritlerine öğretip İslam’la henüz tanışmayan coğrafyalara İslam’ı tebliğ etmek için gönderir. Hoca Ahmet Yesevi’nin yetiştirdiği dervişler, kültür ve siyasi tarihin değişmesine büyük etkisi olur.

Ahmet Yesevi Kimdir?

Ahmet Yesevi ise Kazakistan’ın Sayram bölgesinde dünyaya geldi. Çok küçük yaşta anne ve babasını kaybetmesi üzerine ilk eğitimiyle ablası ilgilendi ve eğitimine devam etmesi için Ahmet Yesevi’yi Yesi’ye alimlere emanet etti. Burada dini ilimlerin yanında tasavvuf dersleri de alarak kendini geliştiren Yesevi daha sonra Buhara’ya giderek eğitimine burada devam eder ve hocası Hemadi’ye bağlanır. Burada tasavvuf anlayışının temellerini oluşturarak İslam’ı sadece dini vecibeleri yerine getirip cehennem ateşinden kurtuluş olarak değil, Allah’a ulaşma isteği, yarada . Yesevi için aşk, muhabbet değil Allah’a ulaşma çabasıdır. Kendince tasavvuf anlayışı olan Ahmet Yesevi kendini yetiştirmeye edep, ahlak ve nefs terbiyesinden başlamış tevazu ve alçak gönüllülükle insanlara yaklaşmıştır.

Yesevi’nin dini öğretileri, güzel ahlak, hoşgörü, gönülleri kazanma, insan sevgisinden geçen bir yol izlemesi çevresinden çok sayıda mürşidin toplanmasına vesile olmuştur. Ahmet Yesevi, Türk kültüründe İslam’ın temel taşlarını oturtan en önemli kişidir ve Müslüman Türklüğünde payı büyüktür Türkistan ve Horasan’da onun vesilesiyle insanlar kitlesel olarak Müslüman olmuştur. 63 yaşında inzivaya çekilerek ömrünü ibadetle tamamlayan Ahmet Yesevi, ardında binlerce mürşit bırakarak Anadolu’nun, Trakya’nın, Balkanlar’ın İslamlaşmasını sağlamıştır.

Horasan Erenlerinin misyonu gayrimüslim toplumları İslamlaştırmak ve onları hoşgörü ile kendilerine çekmektir. İslam’ı, toplumlara kılıç zoruyla değil gönülleri kazanarak hoşgörü ve insan sevgisiyle öğretmişlerdir. Horasan Erenler, Ahmet Yesevi’nin yetiştirdiği onun misyonunu devam ettiren mutasavvıflardan oluşur. Ahmet Yesevi’nin bu öğretisi döneminde ve kendinden sonra gelen mürşitlerince benimsenmiştir. Bu şekilde birçok halkın kaderini değiştirerek İslamlaşmasına vesile olmuştur. Yesevi’ye göre din, hoşgörü, sevgi, ilahi aşka ulaşma çabası ve nefsin terbiyesidir. İslamiyet’i korku, ceza üzerine yaşanmasına karşı olup her şeyi sevgi ve hikmete bağlamıştır. Yesevi kendisine bağlı olan mürşitleri de bu şekilde yetiştirmiş, bu mürşitlerin sayısı 12.000 ila 99.000 olarak farklı kaynaklarda yer almaktadır. Ahmet Yesevi yetiştirdiği mürşitlere Anadolu’ya sevk ederek Diyar-ı Rum’u İslamlaştırma hareketinin fitilini ateşlemiştir. Anadolu’ya gelen mürşitler sadece dini öğretileriyle değil meslek ve zanaatlarını da getirmişlerdir. Çünkü Ahmet Yesevi’ye göre ‘marifeti olmayanın kerameti olmaz’ sözünden yola çıkarak tasavvuf erbabının bir mesleği olmalıydı. Bu görüş, mürşitlerin İslam dinini öğretmenin yanında kendi rızıklarını da helal yollardan kazanmasını istemesinden gelmektedir. Zira Ahmet Yesevi her gün çalışarak kendi rızkını kendi kazanmanın peşinde idi. Peygamberler tarihine bakılacak olursa da her peygamber tebliğ ettiği dinin yanında geçimlerini kendi meslekleriyle idame etmişlerdir. Horasan Erenleri, Ahmet Yesevi’nin en önemli öğretisi olan insanlara dini baskı ve korkuyla değil sevgi ile öğretmeyi ilke edinmiş ve hikmetini gittikleri yere götürmüşlerdir.

Horasan Erenleri Nedir, Kimlere Denir?

Hz. Peygamber’in vefatından sonra Arabistan’da yaşanan siyasi istikrasızlık Hz. Osman ve Hz. Ali ile beraber ehlibeytin katledilmesi İslamiyet’in gerçek misyonunu zedelemiştir. Bu bozulma İslam öğretileri ve tasavvuf hareketlerinin bozulmasına yol açlıştır, saltanat sevdası dinin önüne geçmiş, iktidarı elde etmek isteyenler uydurma hadislerle gücü yakalamaya çalışmışlardır. Bu durumdan rahatsız olan bazı kimseler Basra’ya çekilerek dini, maddeden uzaklaştırıp yaşamak için burada tasavvuf okulunu kurmuşlardır. Hz. Peygamberin torunları 7. İmam Musa Kazım ve 8. İmam Alliy’ül Rıza ise Arabistan’da yaşanan bu karışıklıktan kaçarak Horasan’a kadar gitmiştir. Burada Hz. Peygamberin tebliğ ettiği dini Kuran ve hadis doğrultusunda yaymaya başlamışlardır. Horasan’ı diğer mekteplerden ayıran en önemli özellik ise İslam’da yaşanan her türlü mezhep farklılıklarını bir kenara bırakarak Allah’a iman ve Hz. Muhammed’e bağlılığı yeterli görmüşlerdir. Bu ekolun en önemli temsilcisi de Ahmet Yesevi’dir. 

Horasan’a İslam, birinci el kaynaklardan giderek orada İslam’ın yeniden filizlenip doğru şekilde yayılmasını sağlamıştır. İslam’ın Orta Asya’ya gitmesiyle Türklerin Müslüman olması da gerçekleşmiştir. Türklerin yurdu olan Horasan, Orta Asya’nın ilk tasavvuf merkezidir bu da demek oluyor ki Türkler İslamiyet’i zorla ve ya katliamlarla değil hoşgörü ve sevgiyle kabul etmişlerdir. Zira Horasan Erenleri olarak adlandırdığımız Türk alpler, mürşitler, gaziler Anadolu’nun, Trakya’nın ve Balkanların İslamlaşmasında en etkili faktör olmuştur. Bu alperenler hem tasavvuf ehli olarak hem de fetih ruhuyla yetiştirilmişlerdir.

Çağrı Bey ve Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey’in 1015 yılında başlayan Anadolu keşif seferlerinden dahi önce Anadolu’ya Ahmet Yesevi’nin hikmetlerini getiren Horasan erenleri toplumun içine karışarak gayrimüslim tebayı sevgi ve hoşgörüyle İslam’a davet etmiştir. Doğu Roma’nın haksızlıkları ve baskısı altında bunalan halk, Horasan erenleriyle İslam’a geçmeye başlamıştır. Anadolu’nun İslamlaşması tam olarak böyle başlamıştır. Halk, yaşanan her istila, savaş durumunda Horasan erenlerinin kurduğu dergah, tekke, medreselerine sığınmıştır. Anadolu’nun fethinde ordular kadar önemli olmuş, öğretileriyle gönülleri kazanmışlardır. 

Horasan erenlerinin iki temel özelliği vardır. İlki dinin samimi, sevgi ve maddeden uzaklaşılarak yaşanması, ikincisi ise bu şekilde yaşanan dinin fetih ve gazalarla başka insanlara aktarılmasıdır. Dünyaya açılan fakat nefislerini dünyanın renklerine karşı terbiye ederek ilerlemişlerdir. Ahmet Yesevi’nin tasavvuf anlayışında mürşitlerin halkın arasına karışıp öğretilerini yaymaları için nefsin terbiye edilmesi en önemli ilkelerdendi. Bu özellikleriyle İslam’ı tebliğ eden Horasan erenleri ‘hoşgörü kalplere giden en kestirme yoldur’ düşüncesiyle toplumlara düzen ve barış getirmiştir

Google+ WhatsApp