YOKSA BÜYÜK ERMENİSTAN PROJESİ Mİ.?NUH’UN GEMİSİ Mİ.?

YOKSA BÜYÜK ERMENİSTAN PROJESİ Mİ.?NUH’UN GEMİSİ Mİ.?


       Yer yüzünde Nuh'un Gemisi efsanesini bilmeyen millet, inanmayan Hıristiyan, Yahudi ve Müslüman yok gibidir. Nuh Tufanı adıyla da anılıp, kimine göre MÖ. 10.000, kimine göre MÖ. 7500, kimine göre de MÖ. 4000’li yıllarda yaşandığına inanılan bu efsaneye ilişkin bir birinden farklı menkıbe dinler, konuyla ilgili yazılmış hikaye yazılar okuruz.

     Nuh, diğer bir anlatımla Tufan efsanesinin Anadolu’da yaygın anlatılan bir örneği;  Nuh Peygamber zamanında, insanlar doğru yoldan eğri yola sapmış, düzen bozulmuş, Tanrı’ya isyan etmişler. Tanrı, bunları cezalandırmayı kararlaştırmış ve Nuh Peygambere bir gemi yapmasını ilahi bir emir olarak bildirmiş.

Nuh Peygamber gemisini yapmış:

İlahi emir gereğince, yer yüzün de bulunan bütün canlılardan, erkek, dişi birer çift gemisine almış ve gemisine yeteri kadar yiyecek yüklemiş. İman eden bazı yakınlarını gemisine alarak bindirmiş. Bu sırada adeta gök delinmiş ve kırk gün, kırk gece yağmur yağmış, görülmemiş bir tufan oluşmuş ve bu tufanda dağlar yok olmuş, denizlerle birleşerek karalar sular altında kalmış.

Tanrı’nın gazabına uğrayan insanlar yok olmuş ve yalnız gemidekiler sağ kalmışlar. Nuh’un gemisi sular üzerinde yüzmeye devam ederken, Tanrının yeni bir emriyle sular çekilmeğe başlamış ve gemi karaya vurmuş. Denilmekte ve inanılmaktadır.

Tarihi kaynakların aktardığı bilgilerden anlaşıldığı üzere halk arasında 93 Harbi adı verilen 1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonrası güçsüz duruma düşmüş Osmanlı Devletinden toprak almak isteyen Ermeniler,  Doğu Anadolu’yu da içerisine alan Erivan merkezli Büyük Ermenistan kurma çalışmalarına başlamışlar;  bu bağlamda diasporaları aracığı ile ABD başta olmak üzere bazı batılı devletlerde derneklerini kurmuşlardır.

1893 yılından itibaren  Doğu ve Orta Anadolu’yu da etkisine almışlar, bu bağlamda Diyarbakır, Muş, Bingöl, Amasya/Merzifon, Çorum, Tokat, Yozgat, Ankara illerimiz başta olmak üzere bölgelerde isim yapmış kendi yanlısı bölücü Türklerin yönetimleriyle derneklerini kurmuşlardır.

Amasya/Merzifon, Çorum yöresinde kurdukları derneklerine “Vatansever İslamlar Komitesi” adını vermişler/böylelikle millet/din sever bölge ahalisinin milli ve dini duygularını bölücü emellerinde ustaca kullanmışlardır.

Derneklerinde Osmanlı Devletinin misyonunu tamamladığı, Padişahın kabiliyetsizliği ve büyük bir İslam Devletinin imdada geleceği sloganını kullanmışlardır. İslam Devleti sloganı Anadolu’nun kimi saf Müslümanları arasında kabul görmüş ve bilmeden Ermeniler yanında devletleri aleyhine çalışır duruma gelmişlerdir.

Hal böyle iken Birinci Cihan Savaşı baş göstermiş, Anadolu’dan büyük tehcir hadisesi yaşanmış ve bu nedenlerle diasporacılar hayallerindeki Büyük Ermenistan fikrinden vazgeçmek durumunda kalmışlardır.

1514 Yılında Cihan Savaşına katılmış Osmanlı Devleti topraklarında yaşayan toplam 13.390 000 nüfusunun 1.173.000‘ünü Ermeni ahalisi oluşturuyor, bu nüfusun bir kısmı Rus ordularına katılarak karşı cephede kendisine karşı savaşıyor, bir kısmı Anadolu’da isyanlar çıkartıp, eşkıyalık olaylarına katılıyor ve böylelikle tehlike oluşturuyordu.

Bu tehlikeyi gidermek için 1515 yılında tehcir kararı alınmış, Osmanlı topraklarında yaşayan, kendisine tehlike oluşturabilecek Ermeni cemiyetleriyle ilişkili olanlar ve  tehcir yolculuğuna katılabilecek nitelikte sağlıklı, genç olanlar tehcire tabi tutulup, Anadolu’dan gönderilmiştir.

Tehcir sonrası Anadolu’da kalan Ermeni ahalisini Osmanlı kaynakları 77.000 kişi olarak sayılandırırken, bazı yerli ve yabancı araştırmacılar bu sayıyı 65 000 ile 140 000 arasında olduğu bilgisini eserlerinde yer vermişlerdir. Tehcir sonrasıAnadolu’da kalan bu Ermeni nüfusun önemli bir kısmının ise zaman içerisinde kendi istekleri ile değişik ülkelere göç ettikleri yine kaynaklarda yer almıştır.

1960’lı yıllarda tekrar bölücü çalışmalarına başlayan Ermeni diasporası asırlık bu projelerini Osmanlı (Türkler) bizlere soykırım uyguladılar safsatalarını slogan olarak kullanmaya başlamışlar ve bu bağlamda yalan, yanlış bilgiler ve tanıklar üretmişlerdir.

1965 yılında Urugay Parlamentosunda ilk sözde soykırım yasalarını çıkartmışlar ve bu sayı 1915 yılından 2003 yılına kadar geçen seksen sekiz yıl içerisinde 11 ülkeye ulaşmıştır.

Söz konusu yıllardan itibaren projelerinin kabulü yönünde Tevrat’ta şöyle geçiyor,  Kuran’da böyle yer alıyor, Nuh Peygamberin Gemisi Ağrı dağı, Cudi tepesinde diyerek dini referansları kullanmışlar ve böylelikle farklı dinlerin, farklı milletlerin ortak inançlarını sloganlaştırarak, farklı din ve farklı milletlerin ilgisini Doğu Anadolu’ya çekmişler, sonra da bu topraklarda Osmanlı (Türkler) atalarımıza soykırım yaptı yalan, yanlış söylemlerine destek arayışına girmişlerdir.

Milletlerin milletleşmediği, yazının bulunmadığı, tarihin bilinmediği, Semavi dinlerin daha inmediği dönemlerden binlerce yıl evvel cereyan ettiği kabul edilen bir efsane/masalın kabulü konusunda destekçilerini oluşturmuşlardır.

Devlet üst yönetiminden özür dilenmiş, Oğuz Türk Aşireti tarafından kurulmuş Güroymak İlçesi adı Norşin adıyla adlandırılmış, din adamları fetva vermiş, üniversiteler sempozyum, kongre, konferans düzenlemiş,  devlet televizyonu belgeseller yapmış, basın-medya organları konuyu manşetlerinden duyurmuş, Dünya ve Türk Milletini ikna edebilmek amacıyla bu safsata/efsane bilgileri sahi gibi sunarak baş sayfalarında yer vermişlerdir.

Başta kitaplarım olmak üzere 2001 yılından itibaren değişik başlıklarla Ülkü Ocağı, Eğitimin Sesi, Türkav, Yenises gibi duyarlı dergilerde makale, konferans, televizyon programlarımda ele almaya çalışmakta olduğum bu safsata bilgilerin Büyük Ermenistan özleminde bulunan diasporanın bir projesidir.

1915 yılı ile 2003 yılı arasında geçen seksen sekiz yıllık süre içerisinde sadece 11 ülke Ermenilerin bu safsataları ile parlamentolarında sözde soykırım yasasını geçirmiş ve bu bağlamda Türk Devletini suçlu saymış iken,  2003 yılı ile 2019 yılına yani günümüze kadar geçen sadece 16 yıllık AKP hükümetleri döneminde bu sayının 29’a ulaşmış bulunması kaygılarımızı artırmış ve bu makaleyi yazıp, tekraren Türk Milletinin hizmetine sunmamıza neden olmuştur.

Amerikan istihbarat örgütü CIA’nın yakın ilgilendiği, bu milletin birliği ve dirliği ile ilgili sorunlu olduğu kabul edilen siyasetçiler, akademisyenler, basın-medya mensupları, din, tarikat ve cemiyet adamlarının gündemde tutmaya çalıştığı emperyalizm ürünü bu safsata konudan milletin kurtarılması gerekmektedir.

Kitaplarımız, makalelerimiz ve konferanslarımızda ayrıntılı, burada kısaca değindiğimiz gibi Nuh’un Gemisi Doğu Anadolu Ağrı dağında bulunduğu safsata yayınları, Güney bölgelerimizde uygulamaya konulan ve Büyük Ortadoğu Projesiyle Diyarbakır ticaret merkezi olacak söylemleri gibi devletimizi bölme, parçalama, yok etme söylem ve projesidir.

Araştırmacı Yazar

İsmail UÇAKCI

Kaynakça:

İsmail UÇAKCI, Oğuz Boyları Aşiret, Oymak, Cemaatler. 1- BOZOKLAR, 2- ÜÇOKLAR, Bilge Oğuz  Yayınları. İstanbul.

UÇAKCI : Emperyalist Emeller ve Kürtlerin Türklüğü. Türkav Dergisi. Sayı. 4. Yıl. 2001 Ankara.

UÇAKCI : Kürtçe Eğitim ve TV. Üzerine Bir Araştırma. Yenises Dergisi. Sayı.. Yıl. 2002. Osmaniye

İsmail UÇAKCI; www.ajansturk.tv/.../emperyalist-emeller-ve-kurtlerin-turklugu...

Musa UÇAKCI: Türk Milletine Karşı Oynanan “Emperyalist” Oyunlarda Uygulanan Metotlar. Ülkü Ocakları Dergisi Sayı. 1 yıl 2003 Ankara.

 

Google+ WhatsApp