VEFATININ 83.YIL DÖNÜMÜ NEDENİYLE  MEHRHUM  MEHMET AKİF ERSOY YAZISI

VEFATININ 83.YIL DÖNÜMÜ NEDENİYLE MEHRHUM MEHMET AKİF ERSOY YAZISI


                Mehmet Akif Ersoy denilince iştahım artıyor.  Yazmak, daha çok yazmak geliyor içimden.

      Merhumun geçmişini, kökenini ve inanılmaz mücadelesini öğrendikçe, bu konuda ilgi ve bilgim arttıkça bir daha artıyor saygım ve biraz daha iştiyakım yücelere tırmanıyor.

      Bana eskiden hep sorarlar ve derlerdi ki,“ Senin hangi fikri savunduğun ve neci olduğun belli değil, şuna bir açıklık getir de kamuoyu bilsin.”

     Bu tür sorularla karşılaştığımda hep aklıma Rahmetli Mehmet Akif Ersoy gelirdi. Kendi kendime şöyle derdim:        

        ” Mehmet Akif Ersoy düşüncesini anlatabilmek için acaba nasıl bir deyim ve tarif gerekli? ”

     Gençlik yıllarımda bir ara düşündüm de; sanırım Mehmet Akif, Türk-İslam düşüncesinin baş mimarıydı. O halde benim de düşüncem bunun ötesinde veya berisinde olamazdı.

      Bu temayülde bazı ifadeler kullanılırdı bilindiği gibi. “Ağrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslüman’ım.”

    Galiba biraz abartılı bir ifade bu..

    Ancak daha ileri radikal deyimler de vardı benimsediğim:

   “ Türk Milletinden Muhammed Ümmetindenim.” Bu deyimi bir zamanlar Demokratik Parti Genel Başkanı sayın Ferruh Bozbeyli söylemişti.

     İşin içinden çıkamadığım zamanlar olmuş ve o zamanlarda da; ”Mehmet Akif Ersoy ne idiyse (Ne düşünüyorsa) ben işte o yum!..”demiştim.

         MERHUM MEHMET AKİF’İN

     Bu kaçıncı yazım Mehmet Akif Ersoy için; dolayısıyla kaçıncı göz yaşı döktüğüm…

     Cehennemden korktuğum, cennet arzuladığım için falan değil, Mehmet Akif’in Allah’ın rahmetine kavuştuğu için de değil, İstiklâl Marşımızın sözlerini yazmış olduğu için de değil. Benim göz yaşlarımı döküşümün çok başka nedenleri var.

     Anlatmamı ister misiniz?..

     Evet, anlatayım ve hep birlikte göz yaşı dökelim ister misiniz?

    Hiçbir şair bu kadarını düşünemez. Hiçbir şair bu kadar memleket sevdalısı olamaz. Hiçbir şair bu kadar memleket-millet sevgisi ile inanç sevgisini bu kadar eşdeşleştiremez ve hiçbir şair bu kadar mukayese yapamaz. Yapsa yapsa, yazsa yazsa ancak Mehmet Akif gibi bir ‘ ulu insan’  becerebilir bu kadar mükemmelini.

      Düşünebiliyor musunuz, O İstanbul’da doğmuş Arnavut kökenli. Ama O’nun kadar Türklüğe destanlar düzen, milli ve maneviyatı inanılmaz üslubu ve mana uluhiyeti ile pekiştiren bir başka şair bulunamaz. O'nun için Müslüman-Türk olmak yeter. Ancak O bir şeyi daha itina ile muhafaza etmiş.

      Nasıl ki Osmanlı döneminde ırklar arasında her hangi bir ayrıcalık-gayrıcalık gözetilmiyorsa, Türkiye Cumhuriyeti döneminde de asla farklılıklar kimseyi rahatsız etmemelidir. O iyi bir Türk, iyi bir Müslüman'dır ancak o şöyle düşünür: "Bu ülkede yaşayan tüm vatandaşlarımızın hakları farklılık gözetmemeksizin en üst düzeyde tutulmalı ve gayrı müslümler de en iyi şekilde vikaye edilmelidir; zira ancak büyük ülke olmanın yolu bu düşünceden geçer."

    O Türk denilince aynı zamanda Müslüman olacağını da tasavvur ediyor. Osmanlı demek O’nun için Müslüman-Türk devleti demektir. Osmanlı bitmiş yeniden bir devlet kurulmuş o koca imparatorluğun yerine… Farketmez bu kurulan devlet de İslam’ın son kalesidir.

    Gerçi İslamiyet Arap yarım adasında doğmuş ama Mehmet Akif’e göre İslamiyet’in vikayesi, bekası ve ilelebed hamiliği Müslüman Türk Milletine aittir.

     Bunun için;

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?

Şühedâ fışkıracak toprağı sıksan, şühedâ!

Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ.

                  ***

    Merhum Mehmet Akif Ersoy Türkiye Cumhuriyeti Devletini o kadar benimsemiş, o kadar varlığı ile kendisini pekiştirmiş ki başından bin bir türlü felaket geçmesine rağmen vatan ve millet uğruna yapamayacağı hiçbir şeyin olamayacağını teyid etmiştir.

Baksanıza şu ifadelere;

Rûhumun senden İlahî, şudur  ancak emeli,

Değmesin ma' bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!

Bu ezanlar-ki şehâdetleri dinin temeli-

Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

                                   ***

   Ancak daha önemlisi var; işte işin en kritik noktası da bu. Merhum Mehmet Akif Türk askerini Peygamber Efendimizin askerleri ile eş değer tutuyor. Evet Çanakkale’de savaşan, ya şehit ya da gazi olan kahraman Mehmeçiğimiz için o dizelediği şu mısralar insanı hem düşündürüyor, hem de göz yaşlarına boğuyor:

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!

Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...

Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.

      Lütfen bir kere daha okuyun, Milli şairimizin ne demek isteğini bir kez daha gözden geçirin.

     Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi

     ‘Tevhid’ten maksat İslamiyet-İslam alemi. İslam aleminin korunması ve kollanması Türk askerine düşüyor. Ancak biraz daha ileri giderek diğer kıtada;

Bedr’in askerleri ancak, bu kadar şanlı idi.

    Allah’ü ekber..

                        BEDR MUHAREBESİ

    Bedr muharebesini bilirsiniz. O savaş İslamiyet’in yayılışında büyük önem ifade ediyordu. İşte Çanakkale Meydan Muharebesinde savaşan askerleri Peygamber askerlerine benzeterek Türk askerinin önemini vurguluyor.

    Şimdi bunları okuduktan sonra insanın ”herhalde bu kadarı yeter ” diyeceği geliyor değil mi?.

    Hayır hayır dahası var;

  ' Bu, taşındır ' diyerek Kâbe'yi diksem başına;

  Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;

     İşte burada sabır taşım çatlıyor. Şu ihtişam dolu mısralara bakınız…

   Şehit Mehmetçikler için mezar taşı olarak Kabe’yi layık görüyor. Kabe’nin bir şehidin mezar taşı olarak tasvir edilmesi o Mehmetçiğin yüceliğini tarif etmek için bir başka kelime bulunabilir mi, bir başka cümle kurulabilir mi, mısralar düzenlenebilir mi?.

Cenab-ı Hakk rahmetini daim eylesin. 

Google+ WhatsApp