Prof.Dr. Hayrettin İvgin yine önemli bir yaraya parmak bastı:  EN İYİSİ DEMOKRASİ VE PARLAMENTER SİSTEMDİR

Prof.Dr. Hayrettin İvgin yine önemli bir yaraya parmak bastı: EN İYİSİ DEMOKRASİ VE PARLAMENTER SİSTEMDİR

* Günün gündemini yüzeysel olarak değerlendirmek önemlidir. Ancak tarihin akışını gözler önüne serip, çeşitli örnekler vererek konuya ışık tutmak çok daha önemlidir. İşte bunu yapıyor yazıları ve mesajlarında Prof. Dr. Hayrettin İvgin...

Siyasi manada yıllar öncesinden tanıştığımız bir-siyaset uzmanı- arkadaşım “ Kim bu Hayrettin İvgin, son günlerde birkaç yazısına göz attım, doğrusu mest oldum “ demişti. Değerli dostumun sorusuna verdiğim cevap şöyle olmuştu; “ İlim ve İrfan Aleminin saklı bahçesi.”
Prof.Dr. Hayrettin İvgin son yazısı ile yine bir başkacılık teşkil ediyor.
Yazısını yayına vermeden önce okudum ve sonra (affına sığınarak ) birkaç spotla katkı sağlamak istedim. İşte kaleme aldığı makalesinden seçtiğim cümleler:
* Tek adam rejimlerinde “vurgun” çok olur.

Devlet yetkisinden kanunsuzca ya da kanunlara uydurularak ve de görevi kötüye kullanarak yararlanma çok fazladır.

* Taşınır ve taşınmaz mallara değer kazandırılarak (kıymet artırımı=pahalılaştırmak ) yandaş şirketlerin ya da kişilerin zenginliğini arttırır.
TEK ADAM rejimlerinde, genelde kendilerini koruma amaçlı Polis, bekçi, güvenlik elemanı devletin ordusunun sayısından neredeyse daha fazla olur.

* Paranın değeri düştükçe, iş yaptıkları yabancı paraların değeri artar. Tek adam rejimlerinde uygunsuz (kanunsuz) ve kötü iş yapma, kamu malından haksız olarak yararlanmanın sınırı yoktur.
* Ama uzak tarih ve yakın tarih göstermiştir ki tek adam rejimleri mutlaka son bulur.
Ankara Meclisi İlim - İrfan Akademisi ve Strateji Araştırmalar Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hayrettin İvgin'in yazısını  aşağıda takdim ediyorum. Ayrıca wwww.turkiyeanadoluhaber.com ' daki köşesinden de takip edebilirsiniz. ( M.A.)

EN İYİSİ DEMOKRASİ VE PARLAMENTER SİSTEMDİR
Tarih boyunca dünyada “tek adam” rejimleri hep olmuştur. Tek adam rejimi; krallık, padişahlık, şeyhlik, diktatörlük ve totaliter rejim demektir. “ Demokrasi ”ye ulaşmak, yüzyılları gerektiren bir süreçtir.
 
 
 

Diktatörlük rejimine geçmek için uzun zamana ihtiyaç  yoktur. Askeri ve sivil darbelerden hemen sonra tek başına yönetme isteği, yöneticilerde doğal olarak belirir. Demokrasi kültürü olmayan toplumlarda bu tür yöneticilere destek de kolay bulunur.

“ TEK ADAM ” rejimleri; sınırları geniş, fazla nüfuslu ülkelerde uzun ömürlü olmaz. Sonunda bu rejimler yıkılır. Tek adam rejimleri, daha çok site-devletlerde işe yarar. Ancak bu site-devletler, dünya devletlerinin yanında; askeri, mali, hukuki açıdan doğal olarak zayıf oldukları için başka devletler tarafından çabucak yıkılabilir, o nedenle site devletlerin de ömrü kısa olur.

Büyük ve uzun ömürlü devlet olabilmeniz için çağımızda; topraklarınızın  geniş, nüfusunuzun fazla, demokrasinizin ileri, ekonominizin, maliyenizin ve ordunuzun güçlü, yönetme kültürünüzün köklü geleneklere dayalı, siyasetinizin dünyaya ters düşmeyecek düzeyde olması gerekir.

Tek adam” rejimlerinde genellikle ekonominin görüntüsü şöyledir. Devlet işleri ve toplum yararına olan hizmetler, devlet parasıyla özel kişi ve kurumlara yaptırılır. Meselâ; devlet ürettiği elektriğin veya doğalgazın  tahsilatını ihale ile yada resen bir kuruma ve kişiye verir. Bu sisteme Osmanlılar “ iltizam” derlerdi. Bu tür hizmetleri de “ mültezimler ” yerine getirirdi.

 Tek adam rejimlerinde, devlet imtiyazları kişilere bağışlanır. Bu sisteme “tefviz” derler yani imtiyazlar “tahsis” edilir. Devletin imtiyazı, şahıslara yani yandaşlara geçer. Tek adam rejimlerinde “vurgun” çok olur. Taşınır ve taşınmaz mallar  değer kazandırılarak (kıymet artırımı=pahalatmak ) yandaş şirketlerin ya da kişilerin zenginliğini arttırır. Buna “mürabaha” denir ki bu tür tahsisler ve emeksiz-karşılıksız vermeler, adalete ve insan haklarına aykırıdır. Ayrıca kimi mal ve hizmetler üzerinden komisyon ve faiz yüklemeleri ile tek adamın  yandaş  ve tanıdıklarının gelirleri artırılır. Bilinçli yapılan bu eylemler; “iratlaşma”, “tefecilik” ve “faizcilik” sistemidir.

“Tek adam” rejimlerinde maliye, plansız-programsızdır. Toplum hizmetleri için memur sayısı milli gelire ve nüfusa oranlanmaz ve memur sayısı fazla olursa; geliri düşük  kapıkulları çoğaltılmış olunur. “Tek adam” rejimlerinde, genelde kendilerini koruma amaçlı bol miktarda kolluk kuvveti mensubu istihdam edilir. Polis, bekçi, güvenlik elemanı devletin ordusunun sayısından neredeyse daha fazla olur.

Para değeri resmen çalınır, enflasyon bilerek tetiklenir. Buna,  “züyuf akça” (sahte akça=zayıf para=değersiz para) denir. Paranın değeri düştükçe, iş yaptıkları yabancı paraların değeri artar. Yabancı paralar da zaten  halkta, emeği ile geçinende ve garibanda değil, tek adamın yandaşlarında bulunur. Tek adam rejimlerinde “irtikab” yaygındır. Yani uygunsuz (kanunsuz) ve kötü iş (kuralsız,, niteliksiz) iş yapma, kamu malından haksız olarak yararlanmanın sınırı yoktur. Suistimâl de çok olur. Yani devlet yetkisinden kanunsuzca ya da kanunlara uydurularak ve de görevi kötüye kullanarak yararlanma çok fazladır.

Tek adam ve diktatörlük rejimlerinin örneklerine tarihte çok rastlanılmıştır. Bu tür rejimlerde, yönetenlerin topluma dayattığı  mutlak bir ideolojisi vardır.  Zaten o ideoloji, diktatörlüğün yönetme ömrünü biraz uzatmış olur.  Ama dip tarih, uzak tarih ve yakın tarih göstermiştir ki tek adam rejimleri mutlaka son bulur.

En iyisi demokrasidir,  parlementer sistemdir.  Bağımsız,  laik, insan  haklarına dayalı sosyal bir hukuk devleti olmaktır.  Şimdiye kadar, ideolojik yanlılığın ve dikta rejimlerinin hiçbir devlete yararı olmamıştır .

Google+ WhatsApp

Bu Yazı ve Haberle ilgili yorumunuz...