PROF.DR. EYYUP SANAY'IN ANKARA ESKİ CEZAEVİNDE YAPILAN TOPLANTIDA YAPTIĞI KONUŞMA

PROF.DR. EYYUP SANAY'IN ANKARA ESKİ CEZAEVİNDE YAPILAN TOPLANTIDA YAPTIĞI KONUŞMA

“ Kıymetli başkan, kıymetli hazirun, hepinizi saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Devlet yönetimi denildiği zaman, benden önce konuşan arkadaşımız devleti çok güzel kapsamlı bir şekilde anlattı. Devletin en önemli unsuru millettir, topraktır, bayraktır. Eğer bir millet olarak yaşamak istiyorsa mutlaka bir toprağının, bir devletinin ve bir bayrağının olması lazım. Elhamdülillah bizim böyle bir özelliğimiz var. Toprağımızda var, milletimizde var, devletimizde var, bayrağımızda var. Bu dört unsur, elbette ki pek çok husus sayabilirsiniz.

 Ben buradan özellikle şunu şey yapmak istiyorum. Önce milletin kim olduğu bütün şekliyle tarif edildi ama ben ona bir şeyi daha ilave etmek istiyorum. Nedir? Aynı yerde yaşayan, aynı daireyi paylaşan insanlar topluluğudur ama bir şey unutulur. Bu unutulduğu içinde Türkiye’de çıkan kargaşaların sebebi odur. Millet neyle mükelleftir? Devlet madem otoriteyse, devletiniz se, onu kabul etmeniz ve itaat etmeniz lazım. Otoriteyi kabul etmiyorsanız, ona itaat etmiyorsanız o zaman kargaşa çıkar. Bütün anarşik olayların, terörist olayların temelinde bu vardır. Benim izah etmek istediğim, aynı tarih, aynı ideal, aynı kültür ama aynı otoriteye itaat etmek lazım!

Devlet biziz. Devlet hepimiziz. Öyleyse devlet dairelerinde çalışan arkadaşlarımız, idarecilerimiz böyle düşünmesi lazım. Benim sorumluluğum devlet karşıdır. Hükümete karşı değildir. Öyleyse ben bunu nasıl yerine getirebilirim? Bun ideal olarak benimsemiyorsa, bir partinin, bir fikrin, bir düşüncenin insanı ise o devlet adamı vasfını kazanamamıştır. Devlet adamı kucaklayıcıdır. Bütüncüdür, o devletin içinde yaşayan bütün kurumları kendisinin bilir ve onlara hizmeti götürürken eşit davranır, adil davranır. Eğer ondan adaleti aldığınız zaman devlet orda uzun süre yaşayamaz.

Uzun yıllara dayanan ve imparatorluk şevkine uyuşmuş olan devletlere baktığımız zaman bunlar uzun süre dayanmalarını adalete borçludurlar. Öyleyse devlet adamı da çalıştığı insanlara adaletle davranması ve onlara adaletle muamele etmesi gerekiyor. “Bana kırk sene hizmet etmiştir, benim çaycımdır…” şeklinde yapılmaz. Hakkını vereceksiniz… Ayrıca bizim bir anlayışımızda şu olmalıdır. Hak merkezi bir olgu olmalıdır. Netice ne olursa olsun. Zihniyetiniz hakkın yanında olmalıdır. Batılın yanında olmamalı. Batıl hem batıldır. Batıl bir milletin olduğu gibi, hak da bir milletindir. Öyleyse devleti meydana getiren bireyler olarak hakkın yanında olmalıyız. Hak ve adalet yerli yerinde tesisi edildiği zaman orada huzur vardır. Çünkü devletin görevide huzuru getirmektir, barışı getirmektir. Güvenliği sağlamaktır. Bütün devletlerin en öncelikleri insanlarının seyahatlerini, bireylerinin özgürlüklerini kısıtlamadan, onların, onların bu özgürlüklerini güvence altına almaktır. Bizim ecdadımız Anadolu’nun her yerinde kervansaraylar inşa etmiştir. Kervansaraya gelen esnaf, tüccar orada emniyette kalır, sabah giderken eğer malı eksilmiş ise on orası öder. Devletin görevi. Hazreti Ömer ne diyor? “Eğer Fırat’ın kenarında bir kuzunun, koyunun ayağı zarar görürse onu benden sorarlar” diyor. Ve bunu da Mehmet Akif biliyorsunuz şiirleştiriyor.

Şimdi burdan şuraya gelmek istiyorum. Önce devlet adamlarımız kendilerini böyle planlamıyorlar mı? Böyle hissedebiliyorlar mı? Buna uyabiliyorlar mı kendileri? Bunu anladıkları zaman bu memlekete hiçbir şey olmaz. Demek ki bizim kabahatimiz bu devleti kendine göre bir devlet kurmuşudur. Ülkemizde böyle bir travma var. Ülkemizde seksen milyon insan yaşıyor. Seksen milyon tane devlet kurulsun, olur mu öyle şey? Bir tane devlet olur. Bu devletin dediklerini yapacaksın. Devletinde vatandaşına kanatlarını gerecek, barışı, güvenliği tesis edecek. Bun da devlet adamları yapar...

    Yalnız şöyle bir durum daha var ki, devlet adamı ne kadar düzel yaparsa yapsın, günün birinde yapacağı küçücük bir yanlış bütün yaptıklarını götürür. Devlet adamlığının özelliği bu! Eyvah, ben bu kadar yaptım, hizmet ettim, alıp götürmüşler bunu. Ben sanki bir şey yapmamışım gibi bana davranıyorlar demez; özelliği bu. Bir yanlışınız bütün yaptıklarınızı götürür. Bunu peşinen kabul etmemiz gerek. Herhalde beş dakikalık süremi aştım, kusuruma bakmayın, . Saygılar sunuyorum.”

Google+ WhatsApp

Bu Yazı ve Haberle ilgili yorumunuz...