MERKEZ BANKASI FAİZ KARARINI AÇIKLADI

MERKEZ BANKASI FAİZ KARARINI AÇIKLADI

Merkez Bankası politika faizini yüzde 8.25 seviyesinden 200 baz puan artışla yüzde 10.25 seviyesine yükseltti.

Merkez Bankası yüzde 8.25 seviyesinde bulunan politika faizini yüzde 10.25 seviyesine çıkardı. Piyasaların genel beklentisi politika faizin değişmeyeceği, “örtülü faiz artışı” olarak yorumlanan faiz koridorunun üst bandının yükseltilebileceği yönündeydi.

Merkez politika faizini mayıs ayında yüzde 8.25’e düşürmüş, haziran, temmuz ve ağustos aylarında değişiklik yapmamıştı.

2019 yılının Temmuz ayında göreve gelen Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal görev süresi boyunca ilk defa politika faizinde artışına gitti. Merkez Bankası en son 2018 yılının Eylül ayında faiz artışına gitmişti.

BU DEFA ÖRTÜLÜ DEĞİL

TCMB, aslında bir süredir örtülü faiz artışı adımları atıyordu. 16 Temmuz’da yüzde 7,34’e kadar gerileyen TCMB’nin ağrlıklı ortalama fonlama faizi, dün itibarıyla yüzde 10,65’e kadar yükselmişti.

 Böylece, gevşek para politikasıyla, politika faizi olan yüzde 8,25’in de altında maliyetle piyasayı fonlayan TCMB, TL’deki sert değer kaybı ve enflasyondaki yüksek seyir üzerine geri adım atarak fonlama faizini 300 baz puanın üzerinde artırmıştı.

“ENFLASYON ÖNGÖRÜLENDEN DAHA YÜKSEK SEYİR İZLEDİ”

Merkez Bankası tarafından yapılan açıklamada, “Enflasyon üzerinde etkili olan salgına bağlı arz yönlü unsurların, normalleşme sürecinde kademeli olarak ortadan kalkacağı ve talep yönlü dezenflasyonist etkilerin daha belirgin hale geleceği öngörülmüştü. Ancak, güçlü kredi ivmesiyle ekonomide sağlanan hızlı toparlanma ve finansal piyasalarda yaşanan gelişmeler neticesinde enflasyon öngörülenden daha yüksek bir seyir izlemiştir” ifadeleri dikkat çekti.

Açıklamada “Enflasyon beklentilerinin kontrol altına alınması ve enflasyon görünümüne yönelik risklerin sınırlanması amacıyla Ağustos ayından itibaren atılan sıkılaştırma adımlarının güçlendirilmesi gerektiği değerlendirilmiştir” denildi.

“NORMALLEŞME EĞİLİMİ BİREYSEL KREDİLERDE DE BAŞLADI”

“Son dönemde ticari kredilerde gözlenen normalleşme eğilimi bireysel kredilerde de başlamıştır” diyen TCMB, “Ertelenmiş talebe ve salgın tedbirleri kapsamında uygulanan likidite ve kredi politikalarına bağlı olarak ithalatta gözlenen canlanmanın, bu politika tedbirlerinin kademeli olarak azaltılmasıyla dengelenmesi beklenmektedir” değerlendirmesinde bulundu.

MEYERSSON: KISA VADEDE TL’DEKİ DEĞER KAYBINI DURDURMAYA DÖNÜK

İsveç bankası Handelsbanken’in kıdemli ekonomistlerinden Erik Meyersson, TCMB’nin faiz kararını sozcu.com.tr’ye değerlendirdi.

200 baz puanlık artışın enflasyon görünümünü kalıcı olarak etkilemekten çok kısa vadede TL’deki değer kaybını durdurmaya dönük olduğunu belirten Meyersson, “TCMB siyaset kurumu tarafından empoze edilen güvercin önyargısından kurtulana dek, uzun vadede enflasyon beklentilerinin yüksek seviyelerde kalması muhtemel” dedi.

Meyersson ayrıca, bugünkü faiz artışının, Türkiye’nin düşük enflasyon hedeflemesinin güvenilirliğine dair gerçek sorunu çözmediğini, güven sorununun nedeninin de siyaset kurumunun merkez bankası bağımsızlığını önlemesi olduğunu vurguladı.

Meyersson, TCMB’nin piyasa beklentilerinin aksine faiz artışında politika faizi (bir hafta vadeli repo faizi) enstrümanını kullanmış olmasının pozitif bir işaret olduğunu belirtti.

“FAİZ ARTIRILMASA 2018’DEKİ GİBİ SPEKÜLATİF ATAK GERÇEKLEŞECEKTİ”

İktisatçı Dr. Murat Kubilay, kararı “yarı sürpriz” olarak değerlendirdi.

“Sürpriz olmasının nedeni faiz artırırken dokunma ihtimalinin pek verilmediği politika faizini kullanması; sadece yarı-sürpriz olmasının nedeniyse mutlaka bir kanal vasıtasıyla faizleri artırmak zorunda olduğunun piyasada bilinmesiydi” diyen Kubilay, “Diğer türlü faiz artırımı hiç yapılmadığında kolaylıkla 2018 yılındakine benzer bir şekilde spekülatif atak gerçekleşerek ve kur çok hızlı fırlayacaktı” ifadelerini kullandı.

Kararın olumlu ve olumsuz bir de belirsiz tarafı olduğunu dile getiren Kubilay, sözlerine şöyle devam etti:

“OLUMLU YANI SADELEŞME”

Olumlu yanı şu; TCMB para politikasını biraz daha sadeleştirdi ve gelişmelere kayıtsız kalmayacağını gösterdi.

Olumsuz yanı ise karar metninin hâlâ iyimser beklentiler içermesi ve ekonomi yönetiminin kalıcı algı değişikliğinden uzak olduğunun hissedilmesi.

Belirsiz kısım ise şu aşamada en önemlisi. Karar öncesinde TCMB Temmuz ayındaki ağırlıklı ortalama faizini %7,30'daki dip seviyesinden %10,6'ya kadar çıkarmıştı. Şimdi politika faizi %10,25 ve diğer kanalları kullanarak ağırlıklı ortalama faizi kaça çekeceğini bilmiyoruz. Bu kararla birlikte %10,6'nın altına inmeyeceği kesin ve üstelik %13,2'ye kadar da opsiyon sahibiler.

Eğer bu alanı yeterince yukarı yönlü kullanır ve bu süreçte kredilerdeki artışı dizginlerlerse; o zaman kurdaki artış trendini kısa vadede durdurabilirler. Eğer fonlama yalnızca %11 civarına çekilirse ve hatta daha da aşağıda tutulmak istenirse; işte o zaman bu kararın pek bir anlamı kalmaz ve dolar kuru yeniden hızlı bir şekilde artışa geçer. Önümüzdeki hafta TCMB'nin fonlama faizini hangi orandan oluşturduğunu gördüğümüzde bu belirsizlik azalacak.”

“SİSTEMİK VE YAPISAL SORUNLAR ÇÖZÜLMELİ”

Diğer taraftan bir sonraki toplantı tarihi olan 22 Ekim'e kadar kazanılmış sürede kredilerin kısılması gerektiğini belirten Kubilay, aksi takdirde bu toplantı için beklenen olası hayal kırıklığının bir sonraki toplantıda gerçekleşeceği ve yine 2018'dekine benzer spekülatif atakla kur şoku yaşanacağı uyarısında bulundu.

“Bu noktada Türkiye ekonomisinin takatinin hem kamu maliyesinin bozulması hem TCMB döviz ve altın cinsi rezervlerinin eksi 30 milyar dolar olması hem de pandeminin yarattığı yurt içi ve dışındaki olağanüstü durumdan ötürü çok daha zayıf olduğunu belirtmek gerek” diyen Kubilay, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Yani bir kur atağı daha yaşanırsa ülke olarak havlu atarız. Son olarak faiz politikasının yalnızca kısa vadeli finansal istikrarsızlık riskine karşı anlam ifade edeceğini; Türkiye'nin yapısal ve sistemik ekonomi problemleri çözülmedikçe, benzer döngülere sürekli gireceğini vurgulamamız gerekiyor.”

“YETERSİZ AMA KREDİBİLİTE İÇİN ÖNEMLİ”

Yalova Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Baki Demirel, Yalova Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Baki Demirel, “200 baz puan faiz artışının amacı salt enflasyonla mücadele için ise yetersiz. Zira hâlâ ülk riski primi göz önüne alınınca, yani risk eklemlenmiş faize göre hâlâ negatif” dedi.

Bu durumda kur artışı riskinin halen devam edebileceğine işaret eden Demirel, “Kur baskısını söndürecek bir artış değil ancak TCMB’nin politika faizini artırıyor olması kredibilite açısından önemli bir adım olarak görülebilir” dedi.

“Diğer yandan fonlamayı nasıl yapacakları da önemli yani ortalama fonlama faizinin nerde oluşacağını görmek gerek, zira mevduat faizleri ona göre yön buluyor” diyen Demirel, şöyle devam etti:

“Ülke borç stokunun hâlâ yüksek olduğunu ve sorunun bir güven sorunu olduğunu unutmayalım. Yani 200 baz puan artış hiçbir soruna çözüm olacak bir artış değil ancak dediğim gibi yine de kredibilite açısından ufak bir kazanım oldu diyebiliriz.”

PROF. KARA: POZİTİF ANLAMDA ŞAŞIRTTI

Bilkent Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hakan Kara, konu hakkında yaptığı değerlendirmede “Sorunu tam olarak çözebilecek bir adım değil ama doğru yönde bir adım. Pozitif anlamda şaşırttı.” ifadelerini kullandı.

HABER/ Editör: Saime Halaç

Google+ WhatsApp

Bu Yazı ve Haberle ilgili yorumunuz...