MEMLEKETİMİN EMEKLİSİ

MEMLEKETİMİN EMEKLİSİ


Türkiye’de emeklilerin hâli nicedir;  ne iş yaparlar, hangi işe yararlar? Bu yazımda bunun bir sorgulamasını yapayım, dilimin döndüğünce, elimin vardığınca anlatayım istiyorum.Bizde çok yanlış ama yerleşmiş bir laf vardır bu konuda “Emeklinin yaşı yetmiş işi bitmiş.” Yani artık sen ölümü bekle, anlayışı toplumumuzun büyük bölümünde benimsenmiştir.  Bu durum, toplumun farklı inançlarındaki bütün katmanları için hemen hemen aynıdır. “Madem emeklisin ne işin var çarşı pazarda, kır dizini otur evinde.” Sözünü sıkça duyarız. Namazında niyazında bir emeklinin de “Evden camiye, camiden eve; bu yaştan sonra başka ne yapacağım.” dediğini sıkça işitiriz. Maalesef, çok üzülerek söyleyeyim, bu sözleri çok işitiyoruz.   

     Konuya bir de yönetenler açısından bakalım. Memleketin idaresini elinde bulunduranlar, zaten, bütçe açıklarını kapatmak için nereden para kısarım hesabındalar ve en kolay para kaynağının maaşları kısmak olduğunu bilmektedirler. Sanki, bugüne kadarki bütün hükümetler “Boş ver, emekli adam para harcamaz; verdiğimiz para onlara yeter de artar” gibi saçma sapan bir bakış açısına sahipler!  Sanki bu ve benzeri sözlerle kendilerine haklılık payı çıkartmaktadırlar veya vicdanlarını rahatlatmaktalar.

Peki, emekliler ne düşünüyor kendileriyle ilgili? Burası çok manidardır sayın okurlar, dinleyin lütfen:  Naçizane ben kırk yıl ticaretle iştigal ettim, bu süre içinde bir sürü insanın özellikle de emeklilerin derdini çok dinledim. Emekliler aynen şöyle düşünüyor: “Yıllarımı verdim devletime, vergimi sigortamı kuruşu kuruşuna ödedim, emekli oldum.  Ömrümün şu son deminde rahat bir hayat süreyim, kimseye muhtaç olmayayım, günlerimi rahat ve huzur içinde geçirerek son nefesimi vereyim.” Bu arzuyla yanıp tutuştuklarını yıllarca dinledim durdum.  Bu istek, bu arzu son derece insanca ama gelin görün ki hayatın gerçeği şöyle yakınmalarına neden oluyordu: Kızın işi yok, oğlanın işi yok, hepsi benim emekli maaşıma bakıyor. Aldığım üç kuruş emekli maaşı ancak bir çorba kaynatmaya yetiyor. Ne yaparsın ne edersin şaştım kaldım.” “Şöyle canımızın çektiği zaman bir meyve bile alamıyoruz.”  Bunları söyleyen, gözleri nemlenen, göz pınarları dolan çok emekli dinledim iş yerimde

Şu hususu da ilave edeyim: Emeklinin asla işi bitmez, hanımı bir yandan, kızı oğlu bir yandan; evin şu eksiği var, torunu okula götür, elektrik parası yatır, su parası yatır, gelirken ekmek al kabilinden isteklerin ardı arkası kesilmez.  Emekli hepsinden öncelikli torununun isteklerini yerine getirmek ister ama maddi imkânlar yetersiz.

Dünyanın en rahat emeklisi İsrail’de. Oraya gittiğimde öğrenmiştim, bir İsrail vatandaşı emekli olacağı zaman devletin ilgili birimine başvuruyor, “Ben emekli olacağım, mesleğim şudur, şu işi çok iyi yaparım” diye form dolduruyor ve emekli oluyor. Atalarımızın atlarıyla tozu dumana kattıkları o çölleri çiftlikler ve ormanlarla donatmışlar, meyvecilikten arıcılığa bir toplumun ihtiyacı olan ne varsa onların üretilmesine elverişli hale getirmişlar. Milyonlarca metrekareyle ifade edilecek büyüklükteki bu işletmelerde altın işletmeciliğinden arıcılığa aklınıza gelebilecek her dalda üretim yapılıyor ve bunu da emeklilere yaptırıyorlar. Emeklilere ptafabrik evler yapmışlar bir oda küçük bir mutfak, ayrıca her birimin yemekhanesi hastanesi, spor alanları yapılmış. Burada görev yapan doktor da mühendis de,  hemşire de şoför de aşçı daişçi de  emeklilerden istihdam edilmiş. Bu yapılan işlerden, üretimden elde edilen gelir den de emeklilerin , yiyeceklerine, kendi maaşları harcanıyor, ayrıca elde edilen o gelirlerin bir kısmıyla bütün emeklilere gurup gurup dünyayı gezdiriyorlar. Sağlıkları zaten kontrol altında ve ölene kadar güçleri nispetinde çalışmaktadırlar ve son derece rahat bir hayat sürmekteler. Bu sisteme gıpta ile bakmamak mümkün değil.

Allahtan ülkemizde bazı belediyeler aile yaşam merkezi kurduklarından içecekleri çay çorba çok ucuz da oralarda günlerini dolduruyor bizim emekliler.

Saygıdeğer yöneticiler emeklileri para harcamaz görmeyin lütfen hiç olmazsa onların onurlu yaşayabilecekleri bir ortam sağlayın da hiç olmazsa ömürlerinin sonuna kadar boynu büküp yaşayıp, yüreği buruk ölmesinler.

Emekliler bu ülkenin temel taşlarıdır,  ülke olarak emeklilerle ilgili algımızı gözden geçirip, onların yıllar yılı çalışıp elde ettikleri birikimi, beceriyi, hüneri, tecrübeyi ülke yararına nasıl kullanırız, ülkemizin kalkınmasında katkı sağlamalarının yolunu nasıl açarız, onları ömürlerinin bu en verimli zamanında toplumun onurlu, saygın bireyleri olarak yaşamalarını nasıl sağlarız; bu konularda imali fikredip, projeler geliştirip uygulamaya koymamız lazım diye düşünüyorum. Unutulmamalıdır ki, bir ülkenin gelişmişlik düzeyi tecrübeye, birikime, beceriye, emeğe kısacası emekliye verdiği değerle doğru orantılıdır.

EMEKLİ 

Emekler vererek koştum hayatta,

Sarıldım dünyaya bitti mecalim,

Çocuklar büyüttüm hepsi rahatta,

Sarıldım dünyaya bitti mecalim…

Elde yok cepte yok işte coşardım,

Eksikleri alıp eve koşardım,

Olmadı rahatım hep böyle yaşadım,

Karıldım dünyaya bitti mecalim…

Yüce hak emrini bildim özümde,

Yalan riya yok kalbî hazzımda,

Kimseye olmaz minnetim nazım da,

Görüldüm dünyaya bitti mecalim…

Siyahtı saçlarım bembeyaz oldu,

Kan damlayan yüzüm de soldu,

Zaman geldi geçti ömrümü aldı,

Örüldüm dünyaya bitti mecalim…

Tutunmaya gayret ettim olmadı,

Gece gündüz koştum cebim dolmadı,

Yaş kemale erdi yüzüm gülmedi,

Darıldım dünyaya bitti mecalim...

 

Google+ WhatsApp