KÖY BU HALE NASIL GELDİ ?

KÖY BU HALE NASIL GELDİ ?


“Köyüne Döndü, Borca Gömüldü”

14 Şubat 2020 Cuma sabahı televizyonda sabah haberlerini izlerken bir görüntülü haber dikkatimi çekti. “Köyüne döndü borca gömüldü”

Gayri ihtiyari olarak kendi kendime “gayet normal” dedim.

Sebebini söyleyeyim:

Türkiye’de, 1970’lerden itibaren kırsal kesimden (köylerden ve küçük şehirlerden) Büyük Şehirlere doğru çeşitli sebeplerden dolayı önlenemeyen bir biçimde göç başladı. Bu göçlere hükümetlerin uyguladıkları çıkar ilişkisine dayalı popülist politikalar da hız kazandırdı. Buna 2003 yılından itibaren benimsenen Türkiye nüfusunun 16 şehirde toplanması projesi de dâhil. Bu projenin ana ana düşüncesi, insanların %80’i, büyük şehirlerde toplanırsa daha kolay yönetilir ve daha az maliyete katlanılır.

Bugün 2019 yılı sonu itibariyle: İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, Adana, Konya, Şanlıurfa, Gaziantep, Kocaeli, Mersin, Diyarbakır, Hatay, Manisa, Kayseri, Samsun ile beraber; nüfus bir milyon geçen Balıkesir, Kahramanmaraş, Van, Aydın, Tekirdağ, Denizli, Sakarya ile beraber 23 tane vilayet bulunmaktadır. ([i])

Ama yapılan bu projeler, hesaplar da tüm masa başında yapılan projeler, hesaplar gibi tutmadı.     

Aradan geçen bunca zamandan sonra hem kırsalda, hem de şehirlerde hayat çekilmez olmaya başladı, sistem tıkandı; yönetimsel, ekonomik ve sosyolojik olayların önüne geçilemez bir hal aldı.

Kırsal kesimden gelen insanlar tam olarak şehirli olma kültürünü de benimseyip hayata geçiremediler.

Yaşanan sosyal olaylar, ekonomik ağırlık, kalabalıklaşan şehirlerdeki hayat şartları, sağlık harcamaları; üretimin neredeyse durma noktasına gelmesi dolayısıyla arzda yaşanan sıkıntılar, gıda fiyatlarındaki önlenemeyen yükselişler TOPLUMDA bu yanlış gidişatı tersine çevirme ihtiyacını doğurdu. 

Hal böyle olunca bu defa siyasilerde ve ülkeyi yönetenlerde, “GÖÇ EDEN bu insanları geldikleri yerlere, köylerine dönmeyi nasıl özendirebiliriz, iş gücünü üretime nasıl döndürebiliriz…?” arayışları başladı.

Bunların başında da ÇÖZÜM olarak düşünülen ve uygulamaya konulan şey “TEŞVİK” sistemi oldu.

Devletimiz, uzun zamandan beri köylerin boşalmasına sebep olan yanlış uygulamalarını, aldığı kendince önemli kararlar ile telafi etmeye çalışıyor ama her nedense, her defasında kapılar: hem devletin, hem de iyi niyetle yola çıkan, köyüne dönmeyi düşünen; hatta köyüne dönenerek üretime başlayan, hayvanlarını besleyen vatandaşların yüzüne kapanıyor. Üreticiler açısından iflasla, kredi veren kuruluşlara da geri dönmeyen kredilerle…

Peki bu neden böyle oluyor dersiniz?

Nedeni basit aslında!

Bir, yönetenler insanımızı tanımıyor, ihtiyaçlarını kavrayamıyor. Kararlar alınırken sahaya inilmiyor; gerçeklerle bağdaşmıyor.

İki, kredi veya HİBE sistemi SÜRDÜRÜLEBİLİR oturtulamadı. Kredi veren veya hibe sunan kuruluşlar verdikleri şahsı müşteri olarak görüyorlar. Ülkede bir o kadar üretici birlikleri var onlara görev ve sorumluluk yüklemiyorlar, onlarında taşın altına ellerini sokmalarını düşünmüyorlar.

Üç, Ülkede bir planlama yok. Ülkenin ve dünyanın ihtiyaçları ne, ne kadar, ne zaman ortaya çıkar? Bunlara kafa yorulmuyor; üretimin büyük çoğunluğu halen atadan kalma eski yöntem ve bilgilerle yapılmaya çalışılıyor. Üretici birliklerinin çoğu üreticiyi destekleyen, üretimdeki miktar ve kaliteyi artırmaya yönelik çalışmalar yerine “kredi kuruluşları” gibi çalışmaktadır. Bugün hangi çiftçi Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) veya Tarım Kredi Kooperatiflerinden memnun, bir araştırılsın bakayım?

Konya ilimizin arazisi kadar olmayan Hollanda bugün gıda ihracatında dünyada 3. Sırayı almaktadır. 509 nüfuslu bir köy 2.5 milyar €’yu geçen bir ihracat yapabiliyor, televizyonlarda izliyoruz. Arazisi olan bir vatandaş Hollanda’da arazisine istediği ürünü ekemez. Planlamasından pazarlanma sürecine kadar üretici birliklerinin gözetiminde planlama, uygulama, kontrol ve önlemleri altında ve güvencesindedir.

Bizde ise, kimin aklına ne gelirse o yönde üretim yapar. Üretim alanlarının kıraç ve çoğu sulanabilir olmadığından tabiat şartlarına bağlı; kimi zaman zarar eder, kimi zamanda masraflarını dahi zor çıkartır.

Çözüm akılcı uygulamalar, Baştan sonuna kadar destek ve kontrol…

Teşvikler ve hibeler “Sizden, bizden…” olana değil, hak edene ve üretime, aile hayatına ve ülkemize katkı sağlayanlar desteklenmeli, ülke kaynakları heba edilmemeli.

Bu bağlamda, bir Sivil Toplum Kuruluşu olarak “Milli Mutabakat Hareketi Platformu” bir düşünce kuruluşu olmanın ötesinde bu konudaki düşüncelerimizi projelerle: belediyelerle, Kamu İdareleriyle, bakanlıklarla ve siyaset makamları ile paylaşıyor; onların unuttukları veya halkımızın yararına olacağını düşündüğümüz konuları bir kere daha hatırlatmayı görev telakki ediyoruz.

Sloganımız ise:

“BİZ YAPARIZ ALLAH BİLİR!”      

Bu açıklamalardan sonra noktayı koyalım, “Köy bu hale nasıl geldi?”

KÖY BU HALE NASIL GELDİ

Köy bu hale nasıl geldi

Sordun mu kendine beyim

Köylü şehre neden geldi

Neden böyle oldu beyim?

 

Ben sayayım isterseniz

Tahammül gösterirseniz

Köy hayatın bir bilseniz

Şimdi hayal oldu beyim!

 

Okulu vardı kapattın

Çocukları köyden attın

Öğretmeni memur yaptın

Mesai ye kul oldu beyim!

 

Bir imam var şimdi köyde

Ara ki bul! Bilmem nerde?

Çoğunun evi şehirde

Cami garip oldu beyim!

 

İlimsiz namaz olur mu?

Kılsa da kabul olur mu?

Böyle bir kul, kul olur mu?

Dine biat doldu beyim!

 

Çiftçi tarlaya gitmiyor

Ektiği para etmiyor

Çıkan masrafa yetmiyor

Sofra düşman oldu beyim!

 

Tohum hibrit, ekse bitmez

Ertesi yıla devretmez

Satın alsa gücü yetmez

Çiftçiler yok oldu beyim!

 

Otlak yok ki ot biçsinler

İnek mi var süt içsinler

Söyle neyle geçinsinler?

Geçim bela oldu beyim!

 

Ekmekleri de fırından

Et, süt, yumurta bakkaldan

Uzak, kaz, ördek, culuktan

Kümes harap oldu beyim!

 

Köyü, mahalle yaptınız

Kaderiyle bıraktınız

Köye yabancı yaptınız

Ruhsat bela oldu beyim!

 

Ne köylü ne şehirliler

Sanırsın bir mülteciler

Söyler misin bunlar kimler?

Kimlikler yok oldu beyim!

 

Bir çözüm bulunsun artık

Boş sözden bıktılar artık

Zıvanadan çıktı artık

Hastaneler doldu beyim!

Bunu bir de ben söyleyim!

 


Google+ WhatsApp