İSMAİL UÇAKÇI, OBA ŞENLİKLERİNE RENK KATTI

İSMAİL UÇAKÇI, OBA ŞENLİKLERİNE RENK KATTI

Araştırmacı-Yazar, Çorumlu Dernekler Platformu GBaşkanı ve Köşe Yazarımız İsmail Uçakçı İstanbul’da bazı vakıf ve derneker tarafından düzenlenen organizasyona yaptığı sunum ile büyük katkı sağladı. İsmail Uçakçı’nın yaptığı konuşmayı kendi anlatımı ile takdim ediyoruz:

 

İSTANBUL’DA OĞUZ BOYLARI OBA ŞENLİKLERİNE KATILDIM...!!!

Merkezi İstanbul’da bulunan Fatihin Akıncıları Tasavvuf Derneği organizasyonu, Gülzar-ı Mualla Vakfı, Pir Cemallettin Uşak-i Tasavvuf Yolu Derneği, İzmit/Derince Oğuzlar Tasavvuf Derneği katılımıyla gerçekleşen 5. Geleneksel Oba Şenliklerine katıldım:

Yüce Peygamberimizin „Onlar Size Dokunmadıkça, Siz Onlara Dokunmayın“diyerek isminden söz ettiği Oğuz Boylarını; günümüzde „Oğuz, Özbek, Kazak, Kıpçak (Kırgız), Uygur“ gibi alt kimlikleriyle anılan, „Türkiye, Türkmenistan, Azerbaycan, İran, Irak; Suriye, KKTC. Yunanistan, Bulgaristan, Makedonya, Kosova, Arnavutluk, Macaristan“ coğrafyasında yayılmış ve en fazla nüfus kitlesine sahip Oğuz BoylarınınınTürk-İslam kültürüne hizmetlerini anlattım.

Oğuz Beyleri Uşak-i-Halvet-i  Tarikatı Şeyhi Fatih Nurullah Şağban’ın Oba Beyi, Kadr-i Tarikatı Şeyhi Ali Gadur, Şad-i (Şazeli) Tarikatı Şeyhi Mahmut hoca’nın konuk olarak katıldıkları şenliklerde yaptığımız sunum ve Oba çadırı sohbetlerimizde Oğuz Ata olarak bilinen M.Ö. Yedinci Yüzyılda Ünü Dünyaya Yayılmış Saka-İskit Hakanı Alper Tunga’yı ve M.Ö. Dördüncü Yüzyılda Oğuz Kağan Adıyla Anılmış Hun İmparatoru Mete Han’ı yâd eyledim.

Oğuz Beyi Bayındır tarafından, Oğuzların iyi dileklerini iletmek amacıyla 622 yılında peygamberimize elçi gönderilen Büğdüz Boyu, Botan Aşireti üyesi Kurmançi’yi konu ederek, üzerinde büyük oyunlar oynanan Türk-Kürt kardeşliği ve hatta ırkdaşlık konusunu tarih penceresinden  göstermeye çalıştım.

Muaviye ve oğlu Yezit yönetimleriyle bir asır gibi kısa bir süre siyasi hakimiyetini sürdürmüş Emevi Devletinin Türklere ve Peygamberimiz soyuna yaptığı zulüm içerikli baskıları, bu baskılara karşı Oğuz Türkü Ebu’l Müslim Horasan-i ile Peygamberimizin amcası Ebu’l Abbas’ın ittifakını ve bu ittifak sorucu çıkartılan isyanla Emevi Devletini sona erdirilerek, Halifelik tahtına Ebu’l Abbasın oturtulduğundan bahis edip, Oğuzların İslam Kültürüne önemli katkılarını vurguladım.

Milletimize, yüce dinimizin ilk tebliğini yapan Salur boyu mensubu Karahanlı ve Uygur Devletleri hükümdarlarına minnetlerimi sundum; Asya, Afrika, Avrupa Coğrafyasına yayılmasını sağlayan Tolunoğlu, Gazneli, Akşit, Oğuz Yabgu, Harzemşahlar, Selçuklu, Memluklu, Kubilay, İlhanlı, Hindistan Türk (babür-timur), Zengiler, Salgurlular ve Osmanlı Devlet ve kahraman hükümdarlarını yâd ettim;

Selçuklu Hükümdarı Oğuz, Kınık Boy beyi Başbuğ Alp Arslan’ı andım; azicik sayıdaki ordusu ile çağının en güçlü devleti Bizans’ı geçerek Anadolu’yu ilelebet Türk-İslam toprağı yapmasından dolayı kendisine rahmet-i bereket dualarımı gönderdim.

Fethinin daha birinci yılında şehit edilmesiyle yerine geçen evlatları ve komutanlarının Anadolu ile Kuzey Suriye topraklarında gerçekleştirdikleri fetihleri, Anadolu’yu baştan sona kadar geçerek, boğazın Anadolu kıyılarına oluşturdukları gözetleme kuleleriyle Bizans’ı gözlem ve kıskaç altına almış ve bu  yolla Yüce Peygamberimizin “İstanbul Şehri Ne Güzel Şehir, Onu Fetheden Komutan Ne Güzel Komutan” methiyesine mashar olmuş Oğuz Kayı Boy beyi Fatih Sultan Mehmet’in 1453 yılı İstanbul Fethini tekrarladım.

Kurduğu devletinin ilk icraatı "Bugünden sonra divanda, dergahta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır"diyerek Türk’ün dilini, kültürünü yönetim biçimi olarak kabul eden Avşar Boy beyi Karamanoğlu Mehmet beye ve yönetimine minnet ifadelerimi bildirdim.

Türk Dili ve kültürünü ilminde, fenninde, devlet millet hayatında kullanarak bu aziz milletin bu günlere ulaşmasını sağlamış Saka-İskit, Göktürk, Uygur, Avar, Karahanlı, Oğuz Yabgu, Danişmendli, Saltuklu, Artuklu ve Diğer Devlet (Beylik)  yönetimlerine memnuniyetlerimi aktardım ve bizlere bu  aziz vatanı bahşeden Oğuz Beyi Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygılarımla yâd ettim.

Bu tasavvuf hareketi, diğer bir anlatımla Uşak-i-Halveti Tarikatı üyelerinin içerisinde bulunduğu sosyal, kültürel, ekonomik konuları ile ilgili izlenimlerde bulundum.

Anadolu köylerinde izleri halen devam eden böylesi sosyal etkinliklere kadın, erkek, çoluk, çocuğun yoğun olarak katılmış olmaları, erkekler kendi aralarında şeyhi, o yoksa rehber ya da zakir yönetimiyle kültürel etkinlikleri olan zikirlerini, kadınlarda kadın rehber ya da zakirleri yönetimiyle kendi aralarında zikirlerini yaptıkları ve şeyh, rehber veya zakirleri tarafından okunan dini mani (ilahi-divan) ile coşup, adeta kendilerinden geçtiklerini gördüm/Anadolu köy düğün ve etkinliklerinde olduğu gibi genç kadın/kızların erkeklerin yaptığı zikri geriden izlerlerken, kadın-kızlar arasında yapılan zikre ise erkeklerin izlemediğine tanık oldum.

Nasıl, Mevlevi Tarikatında semazen, Bektaş-i, Safevi Tarikatında semah ana tema ise Uşak-i Tarikatında da zikir ana tema olduğunu, tarikat üyeleri bu ana temalarını işlerlerken, hem tanrıya karşı görevlerini yapmış sayıldıkları, hem de streslerini atıp, ruhlarını ferahlattıklarını anladım.

Zikir törenlerine katıldım, şeyhin dervişlerinin oluşturduğu daire ortasına çıkıp, dönerek Mevlevi semazen kültürü ve Bektaş-i semah kültüründe izlediğim konularla büyük benzerliklerin bulunduğu konularına tanık oldum.

Erkek Akıncılar tarafından başlarına takılmış börkler (kalpak) ve önüne yapılmış Oğuz damga ve giysilerini, kadınların başlarına taktıkları bürüg (börg), çar (çor), yazmalı kadın-kızların tarikatlarına bağlılıklarını ve tarikatlarının sosyal, ekonomik, kültürel yönden zirve yapması için yardımlaşma ve dayanışmalarda bulunduklarını gördüm.

İstiklal Marşı okunuldu “Çarpma kurban olayım çehreni, Ey.! Nazlı hilal. Kahraman ırkımın üstünde ne bu şiddet bu celal…! mısraları hep bir ağızdan  tekrarlandı. Türk’ün ve İslam’ın matem ayında yapılan bu kültürel etkinlikte Fatihin Akıncıları yaptıkları Ok atışları gösterilerinde, ataları Ebu’l Müslim Horasan-i gibi adeta Yezit’i hedef aldılar, yaptıkları ok atışları ile hedefi delik deşik ettiler.

Gülzar-ı Mulla Vakfı Mehteran Takımı, İlahi gurubu, program sunucusu ve halk ozanı, ana temasını Türklük içeren, Bozkurt sözcüklerinin fazlaca kullanıldığı sunumlar yaptılar ve Kerbela şehitleri için dualar okunulup, Hz. Hasan ve Hüseyin için yakılmış ağıtları dillendirdiler.

Misafirperverliklerine tanık oldum; Çorum/Sungurlu İlçesi Çulhalı köyünden göç ederek İstanbul’da yurt tutmuş Avşar Obası, Karipçin oymağının sofrasına konuk olup, izzet-i ikramını gördüm. Otağını komşu obada kurmuş Sarıkaya köylü Macaroğlu oymağının Çorum yöresi Bulgur köftesi (besmeç)ni tattım, katılımcılardan tasavvuf hareketleri ve kendileriyle ilgili epeyce bilgiler edindim.

Türk-İslam Kültürünün yıpratıldığı, doğu ve batı kültürü arasında sıkıştırılıp yok edilmeye çalışıldığı bir dönemde böylesi kapsamlı organizasyonu hayata geçiren ve şahsıma şükran plaketlerini sunan Uşak-i Tasavvuf Yolu Vakıf, dernek, Tasavvuf büyükleri ve yöneticilerini kutluyor kendilerine bende şükranlarımı iletiyorum.

Ayrıca böylesi kapsamlı kültürel etkinliğin hayata geçirilmesinde lokomotif görevi üstlenmiş Fatihin Akıncıları Tasavvuf Derneği Başkanı, İzmit/Derince Oğuzlar Tasavvuf Derneği Onursal Başkanı ve Çorumlular Platformumuz İstanbul İl Temsilcisi cemiyet ve tasavvuf adamı Avşar Boy beylerinden Turgut Karipçin başkanımızı tebrik ediyorum.

 

Araştırmacı Yazar, İsmail UÇAKCI

Çorumlu Dernekler Platformu Başkanlar Kurulu Başkanı.

Google+ WhatsApp

Bu Yazı ve Haberle ilgili yorumunuz...