EĞİTİMİ VE ÖĞRENİMİ DÜŞLERKEN

EĞİTİMİ VE ÖĞRENİMİ DÜŞLERKEN


         1918-1919 eğitim ve öğretim yılı çocuklarımız, öğretmenlerimiz, velilerimiz ve ülkemiz için hayırlı olsun. Eğitim ve Öğretimin tartışılmadığı zaman hemen hemen yok gibi. Bu günlerde bu konudaki söylentiler, tartışmalar, haberler ve de yazılar her zamankinden daha çok bir yoğunluk kazandı. Fakat gel gör ki bunların esasta bir temele dayanmadığı ve havada kaldığı da bir vakıadır.  

Sanki bu konu daha dün ortaya çıkmış gibi aslı astarı olmayan esasa fazla taalluk etmeyen bu söylemler veya yazılar eğitim için bir şifa kaynağı olamıyor veya ciddî bir plân ve program sunamıyor. Çünkü ağzı olan herkes konuşuyor, kalem tutabilen herkes yazıyor ve o zaman ortaya Muharrem ayına tam uyan lezzetli bir aşure çorbası bize sunuluyor. Bunların elbette eğitime ışık tutması bakımından çok faydaları vardır. Bu söylemler veya yazılar bir kenara itilemez, yok farz edilemez.

Öncelikle eğitimin bir amacı olmalıdır. Bu belirlendikten sonra ancak onun yapısının ve arkasından da bu yapıya uygun ve amaca ulaştıracak eğitim usul ve teknikleri tespit edilmelidir. Eğer eğitim ve öğretimin öncelikle amaç veya amaçları tespit edilmez ise, usul ve tekniği durmadan değiştirilir durur. Bir eğitimin yapısının ve fonksiyonunun amaca götürücü bir nitelikte olması gerekir. Öğretmenin de bu amacı gerçekleştirecek bir plân ve programla yetiştirilmesi, eğitimin olamazsa olmaz önemli bir şartıdır. Öyle ise eğitimin amacı, yapısı ve fonksiyonu ile bu amaca götürecek usul ve tekniklerle birlikte amacı gerçekleştirecek öğretmenlerin yetiştirilmesi öncelikli olmalıdır. Veliler asla ihmal edilmez ve çevre şartları görmemezlikten gelinemez. Elbette okullar, sınıfların öğrenci sayısı ihmal edilemez. Hangi merkezli eğitim yapılırsa yapılsın bunlar olmadan sonuca ulaşmak mümkün olmamaktadır. Bu güne kadar ki tüm değişiklikler ve uygulamalar bunun açık bir göstergesidir.

1953-1954 eğitim ve öğretim yılında Ortaokula başladım. O gün bu gün her yıl eğitimin şurasıyla veya burasıyla oynanmıştır. Meselâ eğitimde denetim veya kontrol işlevi çok önemlidir. Senede üç defa karne verilirken, bir karneye düşürülmüştür. En fazla üç dersten ikmale (bütünlemeye) kalınabilir ve üç dersten de başarılı olmadan bir üst sınıfa geçilememe şartı varken, birden daha çok dersten ve hatta bütün derslerden bütünlenmeye kalma, sorumlu olarak bir üst sınıfa geçme, kredi ile geçme gibi pek çok değişikliklerle eğitim ve öğretim zayıflatılmıştır. Ve hatta ilkokul dâhil her okul bitirilirken son sınıflarda bütün derslerden komisyon huzurunda imtihana girilirken ve başaramayanlar sınıfta kalırken, birden sihirli bir kararla bütün bunlar terk edildi. Bu sebeple her yeni yıl bir önceki yılı aratır hale gelmiştir. Bunları görmemezlikten gelerek yapılan değişiklikleri ve eğitimdeki bu çıkmaz ve açmazları hemen düne veya bugüne atfetmek, o andaki iktidarları suçlamaktan ve mevcut hükümete ve hükümetlere muhalif olmaktan öteye gidememektedir.

Eğitim, yöneticilere veya dışarıdan gazel okuyanlara bırakılamayacak kadar önemlidir. Çünkü bir milletin ya da devletin üyelerinin istisnasız hepsi, aldıkları eğitim ve öğretime göre şekillenmektedir. O zaman karşımıza nasıl bir millet ve devlet isteniyor sorusu çıkmaktadır. Nasılsanız öyle yönetilirsiniz sözünün anlamı bu olsa gerektir. Bütün meslek dalları ve bunları icra edenler kayıtsız şartsız çocukluk ve gençlik yıllarında aldıkları eğitimle şekillenmektedir. Eğer bir ülkenin esnafı sanatkârı, ilim adamı, bürokrasisi ve siyasetçisi eğitimin amacına uygun, güzel ve kapsamlı eğitim almış ise, o devlette işler yolundadır. Yoldan çıkanlar son derce azdır. Onların yapacağı tahribatlar da kanunlar ve diğer önlemlerle yok denecek kadar aza indirilmiş veya tamamen ortadan kaldırılmış olur. Bunu bizim önceki tarihimizde ve kültür seviyesi yüksek ülkelerin tarihinde görmek mümkündür. Hayır diyen varsa, buyursunlar Yılmaz Öztuna’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi Yayınlarından “Osmanlı Tarihi’nin” ikinci cildini bir okusunlar. Toplumlar ne zaman kozmopolitleşiyorlar ve taklitçileşiyorlarsa, o zaman benliklerinden bir şeyler kaybediyorlar ve her türlü olumsuzluklarla karşı karşıya kalıyorlar. Onun için bir eğitimim amacı, o milletin geçmiş ve yaşanmakta olan değerleriyle ve cihanşümul bir anlayışla uyum içerisinde; taklitçiliğe fırsat vermeyecek ve her gelenin isteğine göre değiştirilemeyecek uzun bir geleceği hedefleyen bir nitelikte olmalıdır.

Eğitimle ilgili nitelikli bir çalışma yapılırken dünya değerleri ve gerçekleri dikkate alınmalıdır. Milletimizin tarihinden gelen değerleri bir kenara bırakılarak sadece belli ideolojileri içeren parçacı bir anlayış değil, bilakis hem dünyanın geldiği noktada eğitimde aldıkları mesafeler dikkate ve hem de geçmiş değerlerimizle bu günkü anlayışı bütünleştirecek millî bir anlayışla ele alınmalı ve ona uygun amaç veya amaçlar tespit edilmelidir. Eğitimle ilgilenen tüm münevverlerden yararlanmak gelecek köklü bir eğitimin tesisinde önemli bir rol oynayacaktır.

Eğitim öğrencisi, velisi, öğretmeni, yöneticisi, çevre şartları, positif tüm değerler ve onun amacı bir bütündür. Bu bütünün herhangi bir parçası veya bu bütünü tamamlayan unsurların herhangi biri ihmal edilemez. Öyle ise eğitimin bütüncül bir anlayışla ele alınarak düzenlenmesi, geleceğimiz için önemlidir ve belki yapılması gereken tüm işlerin başıdır.

Google+ WhatsApp