Cemiyet  ve Davranışsal Bağımlılık

Cemiyet ve Davranışsal Bağımlılık


Güzel bir sonbahar günü. Espriler havada uçuşuyor. Araya yarı ciddi yarı şaka bir soru giriyor.   

“Siyasetle aran nasıl?”

“Bilmem, iyi bir izleyiciyim. Keşke siyaset yapabilsem. Çok malzeme var siyaset yapmak için”.

Lakin siyaset ayrı bir bilim ve kendisine göre evrensel kuralları var. Ayrı bir bilgi birikimi de gerektirir.

***

Başka hoş meslekler de var.

Medya çalışanı olmak ve/veya gazetecilik televizyonculuk bilimi tahsil etmek. Fikir beyan etmek için kaçırılmaz fırsatlar sunuyor...

Siyaseti bilmek, hukuku bilmek, sosyoloji konusunda söz sahibi olmak vb. pek çok konuda, pek çok şey söylemeye muktedirsin...

***

Gerçi kahvehanelerde ayaklı gazete gibi her konuyu konuşmak da modası geçmeyen bir davranış türü.

Bazen hastalıklar ve tedavileri hakkında konuşmak bile eğlenceli olabiliyor cemiyetimizde.  “Tababet ve şuabatı sanatlarının tarzı icrasına dair kanun” ile biraz çelişse bile.

Hatta dedektiflik bile serbest.

Bazen yargılamaya intikal etmiş konularda bile cesaretli (!) söylemler, gazetelerde okunup kıraathanelerde (!) konuşulabiliyor. Alabildiğince hararetli...

Başka ülkelerin liderlerinin yapması gerekenleri bile tartışabiliyoruz...

***

Bizim alanımız ruh sağlığı. Biraz da toplum ve ruh sağlığını konuşmaktan zarar gelmez sanırım. Derdimiz sağlıklı birey, sağlıklı cemiyet. Dengeli birey, dengeli cemiyet.

Sakın yanlış anlaşılmasın, maksadı aşan anlamlar yüklenmesin yazdıklarıma. Gazeteciliğe mi soyundun, siyasete mi? Haşa! Biz haddimizi biliriz.

Birazdan, yazdıklarımın ruh sağlığı ile bağlantılı olduğu açıkça ortaya çıkacak. Zira bahsi geçen çalışma alanları ve sosyoloji, bugünkü konunun bağlantılı olduğu pek çok disiplinden sadece bir kaçı.

***

Cemiyetimiz son birkaç asırdır zorlu imtihanlardan geçiyor.

Somut tehditlerle baş etmekte çok mahir olan milletimiz, gizli ve sinsi tehditleri algılamakta aynı derecede mahir mi acaba?

***

Bugünkü konumuz, sinsi bir tehdit; bağımlılık.

Asla popülistik bir tavır izlemeden. Lakin şu tatsız hastalık günlerinde biraz eğlenceli bir halde. Bazen iğneleyerek, çoğu kez üzülsek bile...

***

Montaigne “Bir köylü kadın, bir danayı doğar doğmaz kucağına alıp sevmiş, sonra da bunu adet edinmiş, her gün danayı kucağına alıp taşırmış; sonunda buna o kadar alışmış ki dana büyüyüp koskoca öküz olduğu zaman, onu yine kucağında taşıyabilmiş.  Bu hikayeyi kim uydurduysa, alışkanlığın ne büyük bir güç olduğunu çok iyi anlatmış olacak. Gerçekten alışkanlık pek yaman bir hocadır ve hiç şakası yoktur” derken bağımlılık konusunda dehşetle dinlenecek bir dramı, espri ile ne güzel anlatmış. Bu hikayeyi bugüne uyarlarsak; kumar veya alışveriş bağımlılarının kredi kartı borçları ile koca bir granit kütlesinin altında kalmış bir kedi yavrusuna benzeyişlerini, hatta ailelerini ve dolayısı ile cemiyeti saatler içinde tsunami dalgasına teslim edişlerini hayal etmek hiç de zor olmayacaktır.

***

Bağımlılık biyopsikososyal bir problemdir.Cemiyeti derinden etkiler. Hatta koca koca kök salmış toplumları kökünden sarsabilir. Abartmıyorum. Çok dikkatli olmamız gerek. Boş vermişliği, “yarın bakarız” ı, “bir şey olmaz” ı asla kaldırmaz.

***

Bağımlılık bir ilişki türüdür. İlişkinin bir ucunda ilgili kişi varsa diğer ucunda ya bir nesne  ya bir durum veya bir kişi vardır. Bireyin kurduğu bu ilişki bir süre sonra öyle bir hal alır ve öyle özellikler içerir ki bu ilişki hakkında artık pek çok şey söylenebilir. Bağımlılık denen bu ilişkide birey öncelikle ilişki üzerindeki özdenetimini kaybeder. Özerkliğin kaybı peşinden gelir. Ve bireyin özgüllüğü kendine haslığı tehdit altına girer ve nihayet özgüllüğü ve özgürlüğü ortadan kalkarak ipin ucunu tamamen bağlandığı nesne durum veya kişiye bırakır (Doğan, 2000).             

Bağımlılık bireyin özgürlüğünü kısıtlayan ve bireyi köleleştiren bir durumdur (Balseven, 2002).

M. Kemal Atatürk’ün ''öğretmenler cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister'' sözü ile hiç de bağdaşmayacak fikrini, vicdanını, irfanını bağlandığı madde, durum, davranış içinde görmek öğretmenlerin gayretini boşa çıkarabilecek ciddi kültürel, ruhsal, toplumsal ve ekonomik felaketlere yol açabilir.

***

Bu sinsi güç, öğrenme ve biyolojik açıklarla desteklenir.

***

Bağımlılık denildiğinde çoğunlukla ilaç ya da kimyasal maddeler akla gelse de kişiyi uyarabilen herhangi bir şey bağımlılığa yol açabilir (Alavi, 2012). Davranışsal bağımlılıklar da -alkol ve madde bağımlılıkları gibi- birey için geçici olarak kaçma, hissizleşme, kendini yatıştırma, kaygıyı azaltma ya da doyum sağlama işlevi görebilir (Karim, 2012). Ancak asla problemi çözmediği gibi daha karmaşık hale getirir. Bireyi, çevresini ve cemiyeti batağa sürükler. Bataklıkta iyi bir yardım ve destek almadan çırpınmak sadece dibe gidişi hızlandırır. Burada vurgulamak istediğim şey, bireyin bu zorlukları tek başına çözmesinin beklenmemesidir.

Mutlaka destek alması ve destek verilmesi gerekir.

Asla umutsuzluğa kapılmadan...

***

Uluslararası psikiyatrik bozukluk/hastalık sınıflandırma sistemlerinde davranışsal bağımlılıklardan sadece ‘Kumar Oynama Bozukluğu’ açıkça söz edilen bir klinik durumdur (DSM V, 2013). Tanı kriterlerinde davranışla ilgili zihinsel meşguliyet, davranış üzerindeki kontrolün azalması, tolerans gelişmesi (zaman ilerledikçe aynı doyumu sağlamak için davranışın miktar ve yoğunluğunu arttırmak gerekmesi), çekilme belirtileri (davranış sergilenmediğinde ortaya çıkan fiziksel ve ruhsal belirtiler), kişi için olumsuz psikososyal sonuçların olması gibi parametrelerle değerlendirilir (Grant, 2010). 

***

Psikiyatri literatüründe, bir çok davranışsal bağımlılık türü ve bunlarla ilgili davranış örüntüleri tanımlanmıştır:

  • internet bağımlılığı,
  • egzersiz bağımlılığı,
  • yeme bağımlılığı,
  • alışveriş bağımlılığı,
  • video oyun bağımlılığı,
  • seks bağımlılığı vb.

Bunların arasından internet bağımlılığı ileri çalışma yapılması önerilen bozukluklar arasında sayılmıştır (Petry, 2018).

***

Davranışsal bağımlılıklar genelde ergenlik ve genç erişkinlikte ortaya çıkar ve kronik bir seyir gösterir (Grant, 2013). Toplumsal kabulü alkol ve madde bağımlılığına göre daha fazla olduğu, sadece ‘kötü bir alışkanlık’ olarak görüldüğü için tedavi başvurusu ve tedavi motivasyonu düşüktür (Alavi, 2012). Kişiler ancak hayatlarının önemli bir alanında ciddi bir kayıp yaşadıklarında ya da kayıp riskiyle karşılaştıklarında yardım ararlar. Davranışsal bağımlılıklar; evlilik, iş, akademik hayat vb. ile ilgili konularda ve ekonomik anlamda birçok ciddi problemlere yol açar. Örneğin kumar oynama bozukluğunda, kişiler işlerinde verimli olamadığı için işten çıkarılabilir, kumar oynadıklarını gizlemek için ya da borç istemek için yalan söyleyebilir, aile ve arkadaşlarıyla ilişkileri bozulabilir; fatura, kira ya da mutfak ihtiyaçları için ayrılan parayı kumara yatırıp ailenin mağduriyetine sebep olabilir (Cowlishaw,  2016). İnternet bağımlılığı olan bir gençte ders başarısında düşme, sosyal ilişkilerinde azalma, uyku bozukları görülebilir (Jorgenson, 2016).

***

Davranışsal bağımlılığı olan kişilerde alkol ve madde kullanım bozukluğu, depresyon, obsesif kompulsif bozukluk (takıntı hastalığı), dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ve intihar sık görülür. Bu kişiler genellikle daha fevri/anlık (dürtüsel) hareket ederler. Davranışlarının sonucunu düşünmeden hareket etmeye, riskli davranışları sergilemeye meyillidirler (Grant, 2012).

***

Birkaç gün önce dinlediğim bir haberde bilgisayar oyunu oynayan iki kuzenden birinin oyun sırası ve oyun oynadıkları tableti kullanma yüzünden cinayet işlediğini, diğer kuzenin öldüğünü işittim.

Benzer pek çok felaket haberinin içinde madde ve davranışsal bağımlılıklar var.

Acilen üzerinde durulmayı mecbur kılan, ibretlik dramatik olaylar...

***

Alkol ve madde bağımlılığına oranla davranışsal bağımlılıklar kişi tarafından daha uzun süre gizlenebilir. Kişilerin birinci derece yakınlarında alkol ve madde kullanımı, depresyon ve diğer psikiyatrik bozukluklar sağlıklı kontrollere göre daha fazladır (Grant, 2012).

***

Olanlar, ümitsizlik ve çaresizlik oluşturmamalıdır. Ancak ihmale de asla yer yoktur.

Bir çok tehdit unsuru ile baş ederken yaptığımız gibi, bireyi, aileyi ve cemiyeti tehdit eden, köleleştirme potansiyeli bulunan bu tehlikelere karşı da bireysel olduğu kadar ailelerimiz, cemiyetimiz, eğitim ve sağlık kurumlarımız, dini kurumlarımız  ve sivil toplum örgütleri uyanık diri, cesaretli ve çalışkan olmak zorundadır.

***

Umut, istek ve kararlılık bu problemlerle baş etmede önemli bir yer tutar. Profesyonel destek şarttır. Tedavi araçları psikoeğitim, psikoterapi, sosyal ve farmakolojik müdahalelerdir. Meşguliyet, önemli bir iyileştirici ve koruyucudur. Psikososyal müdahaleler çoğunlukla tekrarlamayı önleme üzerine odaklanır; yüksek riskli durumlarla başa çıkma ya da bu durumlardan kaçınma, yaşam tarzı değişikliği gibi işlemleri içerir (Grant, 2012).

***

Ankara Onkoloji Hastanesi Psikiyatri Kliniği bünyesinde Ahmet Andiçen (Kolej, Çankaya, Ankara) Biriminde bir davranışsal bağımlılık polikliniği açarak davranışsal bağımlılıkları tanıma ve tedavi hizmetlerini Uz. Dr. Fatma Betül Esen ile birlikte yürütmekte ve bu konuda halkımıza hizmet sunmayı kararlılıkla sürdürmekteyiz. Problemleri paylaşabilmek, soruları cevaplayabilmek, birlikte çözebilmek ve gerekiyorsa tedavi için tüm sağlık kurumları gibi biz de hazırız.

Esen Kalın

 

                                                                                              Prof. Dr. Ali Çayköylü

Google+ WhatsApp