BİR DİLİM EKMEK

BİR DİLİM EKMEK


Kıymetli okuyucular, bir önceki makalem corona virus salgını ile ilgili olunca bu kez farklı bir konuyu gündeme taşımaya karar vermiştim lakin bir süre daha istemesek de salgından ve etkilerinden söz etmeye mecburuz.

Uzun yıllardır hep okuyan, çalışan hayat telaşı ile günleri geçen birisi olarak bundan mesela bir yıl önce bana günlerimin sadece temel ihtiyaçlarımı karşılamak ve hayatta kalmaya gayret etmekten ibaret olacağını söyleselerdi hakikaten kahkahalarla gülerdim. Oysa şimdi bunun hiç de gülünecek bir şey olmadığını söyleyebilirim çünkü neredeyse her gün bir öncekinin aynı biçimde çok temel şeyleri yaparak fakat çok hızlı geçiyor. Elbette okuyor, yazıyor, çalışıyoruz fakat önceliklerimiz ve hayat algımız artık çok başka…

Her gün zaten sayısız kez yıkadığımız ellerimizin hayatta kalmamıza yardımcı olduğunu fark ettik mesela, öte yandan bir paket makarnanın bir ekmeğin ne kadar kıymetli olduğunu da bir kez daha hatırladık.

Ekmekten söz etmişken bizler genellikle büyüklerimiz gibi evde yapmıyorduk ekmeklerimizi değil mi ama bakın ne oldu şimdi pek çok kişi evinde ekmek yapıyor. Peki, ekmeği yaptığımız un nereden geliyor? Büyük büyük marketlerden paket paket un alırken hangimiz buğdayı ekip biçen soframızdaki ekmekte alın teri olan çiftçilerimizi hatırlıyor. Artık hatırlama ve onlara sahip çıkma vakti… Çünkü bu salgın kısa vadede bitecek gibi görünmüyor bitse bile etkileri orta ve uzun vadede hissedilmeye devam edecek.

Bütün ülkeler kapılarını kapatmışken, ithalat ihracat durmuşken oturup düşünmek için çok kıymetli bir vakit.

Biz ilkokuldan Türkiye’nin kendine yeten bir tarım ülkesi olduğu bilgisi ile mezun olmuştuk. Oysa şimdi çiftçi kardeşlerimiz bırakın tarlalarını ekip biçmeyi karınlarını doyurmakta zorlandıklarını söylüyorlar. Önümüzdeki yıl milyonlarca dönüm arazide tarım yapılmayacağı yönünde bilgiler geliyor. Bunlar çok önemli sinyaller eğer bu sinyaller vaktinde dikkate alınıp önlemler alınmaz ise hem gıda krizi hem de toplumsal ekonomik ve sosyal kırılmalar kaçınılmaz olur.

Buğdayı ekip biçen, soframıza ekmek olarak gelmesine vesile olan çiftçimizin aç kalmasını hangimizin vicdanı kabul edebilir? Buğday sadece bir örnek elbette tarım ve hayvancılık sektörü çok geniş ve girdileri, iş gücü vb sebeplerle çok faktörlü bir alan.

Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), küresel virus salgınının gıda güvenliği ve beslenme üzerindeki risklerini azaltmak için bazı önerilerde bulunuyor.

Buna göre uluslararası ticareti açık tutmanın ve gıda tedarik zincirlerini koruyan önlemler almanın önemine dikkat çekiliyor. Gıda zincirindeki en zayıf halkanın yani küçük üretici ve çiftçinin ihtiyaçlarına öncelik verilmesi ve gerekirse nakdi olarak desteklenmeleri de öneriliyor. Öte yandan yerli gıda tedarik zincirlerinin korumaya alınması ve çalışmalarının sağlanması ile ilgili tüm tedbirleri almanın tarım ve hayvancılık sektöründeki özellikle küçük üreticiyi hayatta tutmanın hayati önem taşıdığı da vurgulanıyor.

Elbette FAO’nun onlarca kalem önerisini tek tek yazacak değilim lakin özetle önümüzdeki süreçte epeydir ihmal ettiğimiz tarım ve hayvancılığın göz bebeğimiz olması şart. Çünkü her gün yeni bir araba, yeni bir ev, yeni bir elbise vb almıyoruz ama her gün evimize ekmek alıyoruz ve almak zorundayız değil mi?

Google+ WhatsApp