TEHLİKE

TEHLİKE


          Din adına faaliyet gösteren bazı toplulukların, toplumun din anlayışına, din algısına, din bilincine ve din eğitimine ne kadar faydalı olduğu konusunu birkaç hatırlatmada bulunmayı arzu ediyorum.

Öncelikle ve behemahal, bugün Türkiye’de ne kadar tarikat, dolayısıyla cemaat varsa hiç zaman kaybetmeden tamamı kapatılmalıdır. Denilebilir ki, neden? Sebebini izah için, gelin bu konuya bir göz atıp beraber inceleyelim.

Bilcümle tarikat ve cemaatlerin genelde kuruluş amaçları çok doğru ve Allah’ın emirlerini yerine getirerek Kur’an öğretmek ve onunla amel etmek istiyorlar. Buraya kadar hiçbir sorun yok, bundan zerre kadar kuşkum da yok. Ama zaman geçtikçe ve bu kurumlar halkın dini duygularını sömürü kaynağı hâline getirerek maddi yönden güçlendikten sonra, ne yazık ki, kuruluş amacı ve dolayısıyla tümden din unutulup maddi amaç ve değerler manevi değerlerin önüne geçiyor, öz benliklerin üzerine çıkmaya başlıyor.

Kapitalleşen, şirketleşen bu yapılar, bütün icraatları için uydurma bir fetva buluyor ve daha da kötüsü, güçlendikçe dinin dışı uyguladıkları ne varsa mübah sayılmaya başlıyor yani inandıkları gibi yaşamadıkları için yaşadıkları gibi inanmaya ve inandırmaya başlıyorlar. Neticede, ilim, bilgi ve kültür yönünden zayıf olduklarından ve yaptıkları her şeyi mubah saydıklarından, sahip oldukları dinî, toplumsal ve ekonomik güç,  gerek art niyetli siyasetçiler gerekse vatan haini odaklar tarafından kullanılmaya açık bir hâle geliyor. Böylece, cemaat, siyaset, hain üçlüsü, bazen bile isteye, bazen farkında olmadan memleketimizi bölüp parçalamak  için fırsat kollayan, avuç oğuşturan düşmanların değirmenine su taşımaya başlıyorlar.

Örnek mi: İşte Amarika’nın kurguladığı FETÖ organizasyonu.

Peki, dinimizi öğrenmeyelim mi, yaşamayalım mı, yaşatmayalım mı? Tabii ki bu değil; öğrenmeliyiz, yaşamalıyız, yaşatmalıyız hem de en doğru, en güzel, en mükemmel şekliyle. Dinimiz, bizi biz yapan en kutsal değerimizdir ama dinimizi öğreneceğimiz yer cemaatler değildir; dini öğreneceğimiz yer devletin okulları, devletin resmi kurumları olmalıdır. Devlet okullarında yetişmiş, ilahiyattan mezun hocalar önderliğinde, dinimizi sadece Kur’an’dan ve sahih sünnetten öğrenmeliyiz.

Zaman zaman, bu cemaatler eliyle hem masum insanlar kandırılıyor hem de devletimizin ayağına pranga vurmaya çalışılıyor hem de bir sürü İslam dışı sapıklıkların yaşanmasına vesile olunuyor. Dini bilmeyenler de Müslümanlığa biraz mesafeli duranlar veya dinin gereklerini tam anlamıyla yerine getirmeyenler de “İslam dini böyleyse ben Müslüman değilim gibi” batıl bir anlayışla, saçma sapan sözler sarf ediyor, dolayısıyla nefsinin emrinde sürdürdükleri hayatı mubah görmeye başlıyorlar.

İşte bu nedenlerle, bu sebeplerle, bütün bu tehlikelerin önlenmesi adına, derhal, hiç zaman kaybetmeden bu camaatlerin kapatılması kaçınılmazdır,  son derece zaruri ihtiyaç haline gelmistir.

Şöyle bir değerlendirme yapmak istiyorum: Cemaatleri en az kırk beş senedir, biliyor, görüyor, tanıyor, takip ediyorum. Hiç içinde olmadım ancak içinde olan çevremdeki bazı insanlardan da dinliyoruz, anlıyoruz. Bugüne kadar bu topluma ne değer kattı bir de bu açıdan bakalım. Eminim ki bu toplulukların içinden çok değerli, vatanına milletine faydalı, ahlaklı insanlar da çıkmıştır, bunu da inkâr etmeyelim. Kişisel tek tük yararları bir yana, konuya genel, kümülatif olarak baktığımızda,  memleket, millet, devlet açısından elle tutulur, gözle görülür bir değer kattığı görülmemektedir. Daha çok göze çarpan, bu cemaatlerin önderi, yol göstericisine müthiş saygı duyulmakta, âdeta peygamber gibi gösterilmeye çalışılmaktadır; o zındık da bu duruma rıza göstermektedir.

Şimdi, burada neler yapıldığını tek tek kaleme almak istemiyorum yani din adına dinsizlik yapıldığı, vatandaşların dinî duygularının istismar edildiği, sömürüldüğü aşikârdır. Bu tür cemaatler, birçok masum insanın kanına girerek, farkında olarak ya da olmayarak suçlu konumda kalmaktadır. Onları bu konumda  tutan da hâlâ bu hain, istismarcı, sömürgen cemaatlerin gerçek yüzünü göremeyen masum vatandaşlarımızdır.

Bir şair - yazar olarak yazdıklarını devamlı okuduğum cennetmekân Mehmet akif üstadım, yazılarının, şiirlerinin birçoğunu İslam’ı kendi çıkarları için kullanan ancak kendisini “Müslümanım” diye nitelendirenler için yazmış ve yazdıklarını da âdeta feryat ederek dile getirmiştir. Demek ki geçmişten günümüze din adına ahkam kesen dinsizlerin arkası kesilmemiştir. O hâlde, fazla zaman kaybetmeden bunların sonunun getirilmesi gerekiyor. Yüce dinimizi bu gibi dinsiz, istismarcı, paraya tapan asalaklardan kurtardığımızda Kur’an’ın emir ve yasaklarına uymuş olacağımızdan zerre kadar kuşkum ve şüphem yoktur.

Türkiye’de ve dünyadaki Müslüman cemaatlerin tamamını biz kurduk diyerek, bunu dünyaya ilan eden Yahudilerin var olduğunu da unutmamak lazımdır. Bu gerçek de cemaatlerin derhal kapatılması tezimin haklığını teyit etmektedir. Yahudiler İslam dinine hiçbir zaman katkı sağlamadığı gibi, Müslümanları İslam’dan uzaklaştırıcı fiil ve eylemlere imza atmayı amaçlarına uygun bulmaktadırlar. Tekrarlıyorum, bu durumda Yahudilerin yukarıdaki beyanı bile yeterli bir gerekçedir.

 

DİN KURANDAN ÖĞRENİLİR.

Yaratan yaratmış adın insandır,

Dinimizi kurandan öğrenelim.

Gerçeği sunmayan din ziyandır,

Dinimizi kurandan öğrenelim.

 

Saçma sapan sözle kandırma beni,

Rûz-i mahşerde yakarlar seni,

Dolgu kelimeyle geçirme günü,

Dinimizi kurandan öğrenelim…

 

Kuran sonsuzluğun ilim kapusu,

İnsan hayatının denge yapusu,

Gönüllere akan tertemiz bir su,

Dinimizi kurandan öğrenelim.

 

Kuran yalan yanlış söylemez sözü,

İnsanlığa fayda temelde özü,

Çıkara koşanın kör olsun gözü,

Dinimizi kurandan öğrenelim.

 

Dumanoğlu gamda sözlerim köre,

Nasihat geçmiyor cahil nanköre,

Cehenneme gider göz gere göre,

Dinimizi kurandan öğrenelim.

Google+ WhatsApp